yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2009 Salı

Turşu Yapımı Ve Tarifleri




Osmanlı mutfağında 15.yy dan beri turşuların önemli bir yeri vardır.salata ve diğer mezeler ise 18.yy da çoğalmıştır.
‘Bir yeniçeriyi gösterdiler önündeki tahta çanaktan bir şeyler atıştırıyordu. Yediği şeyin soğan sarımsak şalgam havuç ve hıyardan ibaret bir salata olduğunu gördüm. Üzerine tuz ve sirke ekilmişti. Yemeğin lezzeti herhalde çok açlıktan geliyordu. Yeniçeri öyle bir iştahla yiyordu ki keklik yeseydi ancak bu kadar olurdu.(Busbecg)
‘Çünkü onlar Türkler meyveleri, soğan, sarımsak, pancar, havuç gibi sebzeleri çoğunlukla yağsız ve sirkesiz,çiğ olarak yerler.’(Demschwam)
‘yazın üzüm ,incir ve kavun sofralarda görülür birde genellikle sirke sarımsak ve zeytinyağıyla yapılan hıyar salatası.fakat bunlar küçük tabaklar içinde çorbayla beraber sofraya gelirler ordövr yerini tutarlar’(D’ohsson)
Bu üç alıntı Osmanlı mutfağında salatanın gelişim sürecini anlatıyor. Çiğ yenen sebzeden sarımsaklı zeytinyağlı, iştah açıcı salata ve mezelere doğru gelişme.
Turşunun Osmanlı yemek alışkanlıklarında önemli bir yeri vardır ve büyük miktarlarda tüketilir. Sarayın turşuları çoğunlukla helvahane de yapılır bazen de hazır satın alınırdı.
İmparatorluk yıllan boyunca Osmanlı başkentinde en çok tüketilen tahıl buğdaydı. Kentin kalabalık nüfusunun buğday ihtiyacını sağlamak, Bizans'ta olduğu gibi Osmanlı döneminde de yöneticilerin en önemli görevi olmuştur.


Sezar ve Napolyon'un askerleri için cesaret kaynağı olarak gördükleri turşu, günümüzde Batı sofralarında bu mistik varlığını ve önemini yitirmişken, ülkemizde ise kış sofralarının vazgeçilmezi olarak hep baş köşeye oturur.
Turşu, dünya tarihinin en önemli ve en eski gıda saklama yöntemlerinden biridir. Bazı kaynaklar turşunun ilk yapımı için M.Ö. 3000 - 4000 yıllarını işaret etseler de - ki bu bilginin doğruluğu mümkün görünmüyor - tam olarak ne zaman ve nasıl icat edildiğiyle ilgili kesin bir bilgi bulunmuyor. Fakat, gıdaları tuz ve sirke yardımıyla uzun süre koruma yönteminin, gıdaları şekerle koruma geleneğinden çok daha eskiye dayandığı kesindir. Gıdalarını, tuzlayarak uzun zaman saklamayı başaran insanlar, zamanla sebze, balık ve eti tuzlu sıvılar içinde bekleterek bu gıdaların daha lezzetli, kaliteli ve ilk bakışta iştah açan renkli görüntüler oluşturmasını sağladılar.

DENİZCİLERİN TEMEL BESİNİ
Turşu, dünyanın her yerinde farklı yöntem ve çeşitlerde asırlardır kuruluyor. Fakat tarih sahnesine çıkış noktası Asya olarak kabul ediliyor. Zira dünyada zengin gıda kaynaklarının anavatanı Asya'dan Akdeniz'e kadar uzanıyor. Dünyanın ilk uygarlıklarının bu alanlarda oluşması bunun ciddi bir kanıtı.

Günümüzde dünyada turşusu en çok yapılan ve tüketilen hıyar, Hindistan kökenlidir. İlk önce Mezopotamya'ya getirilen hıyar, zaman içerisinde dünyanın her tarafına yayıldı. Denizaşırı ülkelere yol alan gemilerdeki denizcilerin temel beslenme kaynakları ise ambarlarında bulunan fıçıların içindeki turşulardı. Ünlü Medici ailesinin İspanya'daki işlerini takip eden, adının Amerika'ya verildiği iddia edilen “Amerigo Vespucci” ise İspanya'da gemilere turşu tedariki yapan bir tüccardır aynı zamanda. Turşu, dünya tarihinin farklı dilimlerinde derin anılar bırakmıştır. Sezar ve Napolyon, turşunun, askerleri için cesaret kaynağı olduğunu belirtmişlerdir. Batı'nın önemli liderlerinin değer verdiği bu mistik gıda, günümüzde Batı sofralarında çok sınırlı bir şekilde kullanılır. Ülkemizde ise turşu hala önemini korur.
 
HEM SALATA HEM İÇECEK
Özellikle kış aylarında ülkemizin her semtinde, çarşı - pazarlarda ve seyyar tezgahlarında turşu satan esnafları görmek mümkün. Turşucu dükkânlarının vitrinleri, insanın ağzını sulandıracak kadar çekici bir renk cümbüşü içinde düzenlenir. Bu dükkânların önünden geçerken insan, en azından bir bardak turşu suyu içmek istiyor. Dünyanın gerek batısında gerek doğusunda böylesine zengin turşu manzaraları görmek mümkün değil. Turşu, bizim sofralarımızda salata gibi itibar görür. Geçmiş Osmanlı yemek kitaplarında da turşu tarifleri “salata ve turşular” başlığı altında bulunur. Bu durum, turşunun salata düzeninde yer aldığını gösterir. Turşu suyu bazı sofralarda içecek olarak da sunulur. Özellikle Adana mutfak kültürünün yıldızı olan şalgam turşusu ve suyu, günümüzde tüm market ve restoranlarda satılıyor. Turşu, Anadolu halk mutfağının sıcak yemek tariflerinde de yer alır. Karadeniz mutfağında turşudan yapılan sıcak yemekler geleneksel olarak halâ devam ediyor.

NANE TURŞUSU 
Gökkubbe yayınlarından çıkan, Prof. Dr.. Mustafa Argunşah ve Dr. Müjgan Çakır tarafından tercümesi yapılan ve hazırlanan Muhammed Bin Mahmud Şirvani'nin “15.y.y. Osmanlı Mutfağı” kitabında, turşu tarifleri ve turşunun sağlığa faydaları hakkında ilginç bilgiler sunuluyor. Şirvani'nin bir hekim olduğunun belirtilildiği kitapta, bir hekim bakışıyla hazırlandığı için sunulan tüm yemek tariflerinin tedavi eden özelliklerine atıfta bulunuyor.

Kitabın turşular bölümünde bulunan tariflerinden biri de daha önce hiçbir kaynakta rastlamadığım nane turşusudur. Şirvani, nane turşusunun mideyi güçlendirdiğini, hıçkırığı kestiğini, yemek arasında ve yemekten sonra yenildiğinde sindirimi kolaylaştırdığını, diş ağrısını dindirdiğini, iştah açtığını ve kokulu kirleri vücuttan attığını belirtiyor. Şirvani nane turşusunun tarifi; Yaş (taze) nanenin büyük yaprakları yıkandıktan sonra süzülene kadar gölge bir yere serilir. Üzerine faydalı ve kokulu baharatlar ile biraz kereviz yaprağı ve birkaç diş sarımsak bırakılır ve karıştırılır. Daha sonra şişeye (kavanoza) konulur ve malzemenin batacağı kadar keskin sirke eklenir, biraz safranla renklendirilir. Sirkenin ekşiliği yapraklara sininceye ve keskinlikleri gidinceye kadar bekledikten sonra afiyetle yenir.

İzmir'in Kemeraltı çarşısındaki meşhur turşucusu, akla gelebilecek her gıdanın turşusunu yapar. Zira, bazen, canları mevsimi olmayan yiyecekleri çeken aşeren hamile kadınlar, burada hiç olmazsa o yiyeceğin turşunu bulabilir.

ÇUBUK TURŞULARI
Ülkemizin en önemli turşu üretimi Ankara Çubuk'ta yapılır. Çubuklular turşularıyla büyük gurur duyarlar. Turşu festivali sadece Çubuk'ta yapılır. Çubuklular, turşuyu geleneksel düzende, standart bir kalitede ve büyük miktarlarda üretip satarlar. Turşu yapımında en önemli unsur, malzemenin, geleneksel yöntemlerle doğal ortamlarda elde edilmesidir. Her satın aldığınız hıyardan veya biberden turşu yapmak mümkün değildir. Biraz hafızamızı yokladığımızda eski iri hıyar turşularını artık göremiyoruz. Olanlar ise son derece yumuşak ve içi boşalmış; lezzetsiz ve aşırı tuzlu. Turşuda kullandığınız su da turşunun başarısını etkiler. Hele bu turşu suyu koruk suyuyla yapılırsa tadına doyulmaz. Özellikle Mardinlilerin, evlerinde kendileri için koruk suyunda ürettikleri minik acur turşusunun lezzetini tarif etmek mümkün değildir. Satılmaz… Hatırlı bir Mardinli yakınınız varsa, ve şanslıysanız, belki bu müthiş turşuyu tadabilirsiniz.


Boşnak biber turşusu

Malzemesi:
2 kg dolmalık biber
3 yemek kaşığı tuz
2 kg süzme yoğurt
1 kg süt kreması
2 yemek kaşığı zeytinyağ
1 çay kaşığı toz kırmızı biber

Hazırlanışı:
Dolmalık biberler ayıklanır, yıkanır ve suyu süzdürülür. Biberlerin içi tuzlanıp tepsiye dizilir. Akşamdan sabaha kadar bekletilir. Biberlerin içine biriken su boşaltılır. Süzme yoğurt ile krema karıştırılır, kaşık yardımı ile biberlere doldurulur. Doldurulan biberler kavanoza dizilir. Doldurma işlemi bitince artan yoğurt üzerine dökülür. 4 veya 5 gün beklettikten sonra hazır olur. Servis ederken biberler ortadan ikiye kesilir. Üzerine zeytinyağ ve toz kırmızı biber gezdirilir.

Lahanalı mıhlama

Malzemesi:
1 kg lahana turşusu
2 adet ortaboy kuru soğan
(ince doğranmış)
3 yemek kaşığı tereyağ
4 adet yumurta
1/2 çay kaşığı toz kırmızı biber

Hazırlanışı:
Lahana turşusu ufak parçalara doğranır. Tencerede kuru soğan pembeleşinceye kadar kavrulur. Lahana ilave edilip 2 - 3 dakika beraber kavrulur. Servis kabına veya tavaya alınır. Üzerine yumurtalar kırılıp, toz kırmızı biber ekilir. Isıtılmış fırında 2 - 3 dakika yumurtalar pişine kadar bekletilir. Sıcak olarak servis edilir.

Fasulye diple / Giresun

Malzemesi:
1 adet kuru soğan
2 adet ortaboy havuç
1 kg taze fasulye
2 yemek kaşığı pirinç
1 yemek kaşığı tuz
1/2 çay kaşığı beyaz tuz biber
1 çay bardağı zeytinyağ
2 su bardağı su

Hazırlanışı:
Önce kuru soğan soyulur ince şekilde doğranır, zeytinyağında çevrilir. Fasulye ve havuç ayıklanır ince doğranır. Soğan pembeleşince havuç ve fasulye ilave edilir, 3-4 dakika beraber kavrulur. Tuz ve biber eklenerek beraber karıştırılır. (turşunun tuzuna dikkat etmek gerekir.) Suyu ilave edilerek bir taşım kaynatılır, kaynadıktan sonra yıkanmış pirinç ilave edilerek kısık ateşte 25-30 dakika pişirilir. Soğuyunca servis edilir.




Çabuk Turşu: 
Zorluk: 2
Süre: 50 dakika

Kaç Kişilik: 20

Malzemeler:

2 Su bardağı elma sirkesi
1 Çay kaşığı tuz
1 Tatlı kaşığı pudra şekeri
1 Tatlı kaşığı zeytinyağı
125 gr havuç
125 gr yeşil fasulye
125 gr arpacık soğan
125 gr yeşil ve kırmızı biber
125 gr kereviz yaprağı ve kökü
125 gr karnabahar
3 Baş sarmısak
1 Demet dereotu
Hazırlanışı:
Bütün sebzeleri yıkayıp, ayıklayın.
Cinslerini karıştırmadan küçük küçük tavla zarı büyüklüğünde doğrayın.
Büyük bir tencerenin içine sirke ve zeytinyağını koyup kaynatın.
Tuz ve şekeri ilave edin.
Kaynayan sirkenin içine sırasıyla havuçları, 5 dakika sonra yeşil fasulyeyi ve kerevizi, 5 dakika sonra karnabaharı, biberleri ve soğanı atıp 10 dakika kaynatın.
Tencereyi ateşten alıp soğumaya bırakın ve ince kıyılmış dereotunu ilave edin.
Temiz ve kuru bir kavanoza boşaltıp, kapağını hava almayacak şekilde kapatın.
1 gün serin bir yerde bekletin.
1 gün sonra ister tek başına, ister soğuk etin yanında, garnitür olarak ikram edebilirsiniz.
NOT : Mevsimine göre sebzeleri değiştirebilirsiniz, yalnız kaynatma sırası her sebzeye göre değişecektir buna dikkat etmek gerekir.
Biber ve Domates Turşusu: 
Zorluk: 2
Süre: 40 dakika

Kaç Kişilik: 20

Malzemeler:

1 kg yeşil sivri biber
2 kg domates
2-3 Baş sarmısak
1 Adet kereviz
Yeteri kadar sirke ve tuz
Hazırlanışı:
Özellikle diri ve sert olmalarına dikkat ederek alacağınız yeşil sivri biberleri ve domatesleri önce iyice yıkayın.
Sonra hem biberleri hem de domatesleri bıçak ucuyla delin.
Uygun büyüklükte kavanozlara veya turşu kaplarına bir sıra biber, bir sıra domates olmak üzere dizin.
Biber ve domates sıralarının arasına tatların karışması için kereviz ve soyulmuş sarmısak koyun.
Dizme işlemi bittikten sonra üzerine çıkacak kadar sirke koyun.
Her bir litre sirke için 10 gr(1 tatlı kaşığı) kadar da tuz ilave etmeyi unutmayın.
Malzemenin üzerine bir ağırlık koyduktan sonra kavanozun ağzını iyice kapatın.
Serin bir yerde biberler sararıncaya kadar bekletin.
Biberler sarardığında turşunuz olmuş demektir ve ikrama hazırdır.
Balık Turşusu: 
Zorluk: 2
Süre: 40 dakika

Kaç Kişilik: 18

Malzemeler:

1 kg balık (kolyoz, kefal, lüfer, hamsi, kılıç gibi)
6-7 Diş sarmısak
1-2 Diş karanfil
10-15 Adet tane karabiber
7-8 Adet defne ve limon yaprağı
3 Adet sulu limon
1 Çorba kaşığı tuz
Yeterince su
Hazırlanışı:
Kolyoz, kefal, lüfer, hamsi, kılıç gibi balıklardan yapılır.
Önce balıklar temizlenip filetosunu çıkarılır.
Fileto balıklar tuzlanır ve 1 gün tuzlanmış balıklar bir tepsi içinde bekletilir.
Ertesi gün tepsideki balıklar bol suyla iyice yıkanır.
Yayvan derin bir kabın dibine defne ve limon yaprakları dizilir.
Birkaç adet tane karabiber serpiştirin.
1-2 diş karanfil koyup üzerine fileto balıkları muntazam yerleştirilip, balık sıralarının arasına defne ve limon yapraklarını, çentilmiş sarmısakları koyun.
Balıkların yerleştirilmesi bitince 1 litre suya 1 çorba kaşığı tuz koyarak eritin.
İçine 3 adet limon suyu sıkın.
Hazırladığınız bu suyu balıkların üzerine döküp bir ağırlıkla bastırın.
Bu balık turşusu 2-3 gün içinde ikrama hazır olur.
Yağlı balıklardan yapılırsa kışın yenmesi pek lezzetli olur.
Kelek Turşusu: 
Zorluk: 2
Süre: 40 dakika

Kaç Kişilik: 15

Malzemeler:

2-3 Adet küçük boy kelek
2-3 Adet sivri biber
1 Demet maydanoz
1 Baş sarmısak
1 Kahve fincanı sirke
1 Adet limon
1 Tatlı kaşığı tozşeker
Yeterince rafine kaya tuzu ve içme suyu
Hazırlanışı:
Küçük boy kelekleri iyice yıkayıp temizleyin.
Keskin bir bıçakla ortadan ikiye bölün.
Eğer kavanozunuz küçükse içine sığabilecek parçalara bölün.
Tekrardan iyice yıkayın.
Kaşıkla çekirdeklerini temizleyin.
İnce tuzla her tarafını bolca tuzlayın.
Kabukları yukarı gelecek şekilde bir tepsi içinde, üstünü ince bir tülbentle örtüp 4-5 saat bekletin.
Bu sürenin sonunda tekrar yıkayıp tuzlarını temizleyin.
Turşu kavanozunun dibine maydanozları koyun.
Kelek parçalarını sıkı sıkı yerleştirin.
Sivri biberleri bıçak ucu ile delip, keleklerin arasına yerleştirin.
Dilimlenmiş limonları ve sarmısakları yerleştirin.
Salamuru suyunu ; 1 litre suya 6 kaşık rafine kaya tuzu koyarak hazırlayın.
Keleklerin üzerini örtecek kadar hazıladığınız salamura suyunu dökün.
Suyun içine 1 kahve fincanı sirke ve 1 tatlı kaşığı şeker ekleyin.
Zaman zaman suyunu savurup, üzerine biriken beyaz köpüğü kaşıkla alıp atın.
Savurma işlemi : Kavanoza tuzlu su döktükten sonra 2 gün bekletin.
2 gün geçtikten sonra kavanozon ağzını açın ve üzerine biriken köpüğünü bir kaşık ardımıyla alıp atın.
Suyunu bir kaba boşaltın ve tadına bakın.

Karışık Turşu: 
Zorluk: 2
Süre: 40 dakika

Kaç Kişilik: 25

Malzemeler:

1.5 kg yeşil sivri biber
2.5 kg körpe salatalık
3 kg yeşil domates
3-4 Baş sarmısak
1 Adet orta boy lahana
1 Adet ayva
2-3 Adet havuç
Yeterince rafine kaya tuzu ve içme suyu
Hazırlanışı:
Kullanacağınız bütün sebzeleri iyice yıkayın.
Temiz bir turşu kabının dibine dörde kesilmiş lahanayı koyun.
Üzerine bir sıra biber, domates ve salatalık olarak dazin.
Sebzeleri dizerken aralarına sarmısak dişlerini, ayva ve havuç dilimlerini yerleştirin.
Salamura suyunu ; 1 litre suyun içine 6 çorba kaşığı rafine kaya tuzu koyup hazırlayın.
Tuz iyice erdikten sonra sebzelerin üzerine boşaltın.
Bir gece turşu kabının ağzını kapatmadan bekletin.
Zaman zaman turşu kabanı sallayarak içindeki havanın tamamen çıkmasını sağlayın.
Ertesi sabah turşu kabının içindeki sebze ve su azalmışsa, turşu kabının ağzından dört parmak aşağıya gelecek şekilde sebze ve tuzlu su ekleyin.
Turşu kabının ağzını iyice kapatarak, güneş almayan bir yerde zaman zaman alt üst ederek 2-3 ay bekletin.
Bu müddet zarfında turşunuz olmuş demektir.
Aynı yöntemle küçük ve orta boy cam kavanozlarda da uzun zaman saklayabileceğiniz bu turşuyu kurabilirsiniz.

Lahana Turşusu: 
Zorluk: 2
Süre: 40 dakika

Kaç Kişilik: 20

Malzemeler:

1 Adet orta büyüklükte lahana
1 kilo serke
10 Diş sarmısak
Yeteri kadar su ve tuz
Hazırlanışı:
Turşu için küçük, sıkı kelle yapan beyaz lahana kullanılır.
Önce lahananın dış yapraklarını temizleyin.
Lahananın dip tarafını oyup koçanını çıkartın ve lahanayı dörde bölün.
Bir bıçakla lahanaları kıyın. Büyükçe bir tepsiye kıydığınız lahanaları boşaltıp tuzla ovunuz.
Tuzlayıp iyice ovduğunuz lahanaları tepsinin ortasına toplayın.
Üzerine bir tahta veya küçük bir tepsi yerleştirin, tepsinin de üzerine herhangi bir ağırlık koyup (mesala su dolu bir tencere) 6-7 saat bekletin.
Bu işlemi akşamdan yaparsanız sabaha hazır olur.
Sarmısakları ayıklayıp, tuz ile birlikte dövün.
Sirkeyle dövülmüş sarmısağı karıştırıp turşu yapacağınız zamana kadar bekletin.
Lahanaları silkeleyip turşu kabına veya cam kavanoza yerleştirin.
İyice bastırmak için bir ağırlık koyun.
Hazırladığınız sarmısaklı tuzlu sirkeyi lahanaların üzerine dökün.
Lahamaların üstünü kapatacak kadar su ilave edin.
10 gün içinde, zaman zaman suyunu savurduğunuz turşunuz hazır olur.
Turşuyu daha çabuk yapmak için daha önceden biraz haşlayarak aynı işlemi yaparsanız, 2 gün içinde yenecek duruma gelir.
Arzu eden sirkeye kırmızı biber de katabilir, içine limon dilimleride koyabilir.
Ayrıca renginin pembe olmasını istiyorsanız içine bir miktar kıyılmış mor lahana da koyabilirsiniz.
     

Kolay Biber Turşusu: 
Zorluk: 2
Süre: 40 dakika

Kaç Kişilik: 20

Malzemeler:

2 kg kırmızı ve sarı dolmalık biber
1 Su bardağı sirke
Yarım su bardağı zeytinyağı
1 Çay bardağı tozşeker
1 Tatlı kaşığı tane karabiber
1 Demet dereotu
Hazırlanışı:
Dolmalık biberlerin tohumlarını ayıklayın.
Tohumların yapışık olduğu yumuşak, beyaz kısımları kesip atın.
Uzunlamasına dörde bölün.
Tencereye zeytinyağını ve sirkeyi karıştırarak koyun ve kaynamaya bırakın.
Kaynamaya başlayınca tuzu, şekeri ve tane karabiberleri atıp karıştırın.
İyice kanayınca ayıkladığınız dolmalık biberleri azar azar içine atıp 3 dakika haşlayın.
Haşlanan biberleri delikli kepçe ile süzerek tencereden çıkartıp kağıt havlu üzerinde bekletin.
Bütün biberler haşlanıncaya kadar bu işleme devam edin.
Suyu süzülen biberleri bir kavanoza yerleştirin.
Aralarına iyice yıkanmış dereotunu koyun.
Üzerine soğuduktan sonra haşlama suyunu dökün.
Buzdolabında mahafaza edin, meze olarak, kızartma, et ve balıkların yanında ikram edebilirsiniz.
     


Patlıcan Turşusu: 
Zorluk: 2
Süre: 40 dakika

Kaç Kişilik: 15

Malzemeler:

2 kg patlıcan
2 Adett havuç
10 Adet kereviz sapı ve yaprağı
1 Adet kök kereviz
15 Diş sarmısak
1 Çorba kaşığı kırmızı pul biber
1 Litre sirke
1 Kahve fincanı tuz
Hazırlanışı:
Turşuluk küçük, çekirdeksiz patlıcanları sıcak suya atarak iyice yumuşayıncaya kadar haşlayın.
Sudan çıkardığınız patlıcanların suyunu süzerek bir tepsiye koyun.
Patlıcanların üzerine küçük bir tepsi örtün ve bu tepsinin de üzerine herhangi bir ağırlık koyularak bastırılır (mesela su dolu bir tencere olabilir).
Böylece acı suların çıkmasını sağlayın.
Bu durumda bütün bir gece ve gündüz bırakılır.
Ertesi gün, patlıcanların uzunlamasına karınları yarın.
Bu arada patlıcanlara dolduracağınız iç hazırlanmış olmalıdır.
Sarmısakları dövün, kereviz yapraklarını kıyın, kök kerevizi soyup haşlayın.
Haşlanmış kök kerevizi küçük küçük kıyın ve hepsini birden pul biberle karıştırın.
Hamur haline getirdiğiniz içi parlıcanlara doldurun.
Kereviz saplarını ince ince bölerek ip haline getirin.
İp haline getirdiğiniz kereviz saplarıyla patlıcanları sarın.
Dolma patlıcanları kavanova yerleştirin.
Aralarına havuç dilimlerini sıkıştırın.
Üzerine ağırlık koyup, tuzla sirkeyi karıştırarak dökün ve kapağını kapatın.
Gün aşırı suyunu savurarak ekşimeye bırakın.
Bir hafta bir sirkesini değiştirirseniz, bir yıl süreyle bu turşuyu saklayabilirsiniz.Pancar Turşusu: 
Zorluk: 1
Süre: 40 dakika

Kaç Kişilik: 20

Malzemeler:

3 kg küçük körpe pancar
10 Diş sarmısak
1 Su bardağı sirke
1 Tatlı kaşığı tozşeker
1 Çorba kaşığı tuz
Hazırlanışı:
Pancarların yeşil yapraklarını kesin.
Bu yaprakları iyice yıkayıp haşladıktan sonra, çeşitli yemek yapabilecek malzeme olarak saklayabilirsiniz.
Pancar köklerinin topraklarını temizledikten sonra bol suyla iyice yıkayın.
Turşuyu kuracağınız kavanozon alacağı kadar su içinde haşlayın.
Haşlanan pancarları daha sıcakken sudan çıkarıp kabuklarını çok ince olarak doğrayın.
Pancarların büyüklüğüne göre dörde veya altıya bölün.
Temiz bir kavanoza yerleştirin.
Kabuklarını soyduğunuz sarımsakları tuz içinde iyice dövün.
Pancarları haşladığınız suyun içine 1 su bardağı sirkeyle birlikte atın ve tuzun erimesini bekleyin.
Tuz eridikten sonra 1 tatlı kaşığı tozşeker ekleyin ve kavanozun ağzını iyice kapatın.
Oda sıcaklığında 2 gün bekletin.
İkinci günün sononda turşunuz ikrama hazırdır.
     


Salatalık Turşusu: 
Zorluk: 1
Süre: 40 dakika

Kaç Kişilik: 18

Malzemeler:

3-4 kg küçük körpe salatalık
5-6 Dal kereviz yaprağı
1 Baş sarmısak
1 Adet limon
1 Demet dereotu
2-3 Adet defne yaprağı
1 Litre su
6 Çorba kaşığı tuz
Hazırlanışı:
Taze, sert, aynı boydaki salatalıkları iyice yıkayıp temizleyin.
Temiz bir iğneyle birkaç yerinden delin.
Kavanozun dibine birkaç dal kereviz yaprağı yerleştirin ve bunun üzerine de iki ince limon dilimi koyun.
Salatalıkları sıkıca yeşleştirin.
Aralarına sarmısak dişlerini, defne yaprağını ve kereviz yaprağını sıkıştırın.
İnce limon dilimlerini dıştan görülecek şekilde kavanozun kenarlarına yerleştirin.
Yerleştirme işlemi bitince, 1 litre suya (kaynatılmış ve kireçsiz) 6 çorba kaşığı rafine kaya tuzu koyarak salamura suyunu hazırlayın.
Tuz iyice eridikten sonra kavanoza dökün.
Eğer su salatalıkların üzerini örtmediyse aynı şekilde tuzlu su hazırlayıp, salatalıkların üstünü örtecek kadar tuzlu su koyun.
Salatalıkların üzerini defne yaprakları ve dereotuyla örtüp kavanozun kapağını kapatın.
Oda sıcaklığında 3-4 hafta suyunu zaman zaman savurarak bekletin.
3-4 hafta sonra turşunuz hazır hale gelmiş olur.
     




Yaz Turşusu: 
Zorluk: 1
Süre: 40 dakika

Kaç Kişilik: 20

Malzemeler:

1 kg mevsim sebzesi (sivribiber, salatalık, taze fasulye, bamya vs.)
4-5 Diş sarmısak
1 Demet dereotu
3-4 Sap asma filizi
8-9 Adet körpe asma yaprağı
1 Kahve fincanı sirke
Yeterince tuz
Hazırlanışı:
Turşuyu hangi sebzeden yapacaksanız küçük ve körpelerini, şekli düzgün olanları seçiniz.
İyice yıkayıp temizledikten sonra temiz bir iğneyle 1-2 yerinden küçük delikler açın.
Salatalıktan yapıyorsanız sap ve uç kısımlarını bıçakla kesmek yeterlidir.
Kavanozun dibine asma yapraklarını yıkadıktan sonra yerleştirin.
Üzerine sebzeleri sıkı sıkı yerleştirin.
Kavanoz dolunca hepsinin üstüne asma filizleri, dereotu ve asma yaprakları koyun.
Bu işlem bittikten sonra kavanoza sirkeli tuzlu su dökün ve kapağını kapatın.
2 gün geçtikten sonra kavanozun ağzını açın ve üzerine biriken köpüğünü alın.
Suyunu bir kaba boşaltın ve suyun tadına bakın.
Sebzeler iyice sararınca turşunuz olmuş demektir.
NOT : Yazın kavanozu güneş gören bir yere, en iyisi balkona koyarsanız bir hafta içinde tadına doyum olmaz bir turşu yapmış olursunuz.
     





ÇUBUK’UN MEŞHUR SALATALIK TURŞUSU (5 litrelik )
Malzemeler:

  • 3,5-4 kilo turşuluk salatalık(kıtır kıtır olması isteniliyorsa 0 numara yani en küçük boy tercih edilmeli
  • Kavanoz yada bidonun alacağı kadar su
  • Kaya tuzu (Tuzun oranlaması Cubuktursusu.blogcu.com adresindeki  “Turşu yapımında dikkat edilecek hususlar” adlı yazımızda belirtilmiştir.)
  • 2 çorba kaşığı toz şeker
  • 10-15 diş sarımsak
  • 2 su bardağı sirke
  • Defne yaprağı yada dereotu
Yapılışı;
  1. Taze, sert yapılı, küçük boy ve aynı kalınlıktaki salatalıklar kullanın. İçlerinde ezik, çürük ve küflü olanları ayırın; üzerlerindeki çamur, toprak v.b. kirleri yıkayın.
  2. Salatalıkları ve ara ara sarımsakları bidona yerleştirin.
  3. Farklı bir lezzet ve tat vermesi için defne yaprağı ve/veya dereotu en üste konulur.
  4. Ayrı bir kapta turşu suyu  hazırlanır.Her bir litre için 5 yemek kaşığı silme tuz ve 5 litre için 2 su bardağı su katılarak hazırlanan su salatalıkların üzerini örtene kadar doldurulur.
  5. Bidonun ağzını sıkıca kapatın. Tezgah üzerinde yada düz bir zemin üzerinde 2 gün bekletin ki suyu azalırsa ki azalacaktır: üzerine biraz daha su ilave edin.
  6. Turşuyu, ekşimesi için 18~20°C sıcaklıkta 4-6 hafta bekletin.
  7. Turşu olgunlaştıktan sonra, daha serin bir yerde muhafaza edin. Turşunun üzerinde beyaz, kalın bir zar halinde maya tabakası oluşursa, bunu temizleyin.
  8. Afiyet olsun

ÇUBUK TURŞUSU PATENT ALDI


4/4/2008 · Kategori: TURSU NEDIR

ANKARA’nın turşusuyla meşhur Çubuk ilçesinde yapılan turşular Belediye’nin başvurusu üzerine markalaştı.
Türk Patent Enstitüsü (TPE) Marka Daire Başkanlığı’nın Resmi Gazete’de yayımlanan kararına göre, Çubuk Belediyesi’nin başvurusu üzerine Çubuk Turşusu coğrafi marka aldı. Artık Çubuk markası ile satılacak turşuların, Çubuk Belediyesi’den belirlenen standartlar oranında izin alması gerekiyor.
UZUN ÖMÜRLÜ : TPE’nin kararına göre, Çubuk Turşusu’nun ürün tanıtımı, "Çubuk platosundan (Çubuk ilçe ve köyleri) organik tarım usulü ile yetiştirilen (Salatalık, Domates, Patlıcan, Kelek, Fasulye, Acur, Havuç, Sivri biber, Biberiye, Lahana ve Patlıcan gibi) ve sıkı dokularından dolayı körpe halde toplanan sebzelerin, eskiden beri yöreye has yapılış usulü ile hazırlanmasından ibaret bir turşu çeşidi" diye belirlendi. Çubuk turşusunun bilinen geleneksel özelliği ise "defne yaprağı ve dere otu kullanılarak oldukça düşük oranda sirke ile yapılması, ev yapımı turşu tadında ve uzun ömürlü (maksimum 2 yıl) olması" biçiminde tanımlandı.
Çubuk turşusu nasıl yapılır
Çubuk Turşusu’nun yapımı ise kararda şöyle anlatıldı: İstenen büyüklükte ve şekilde ayrılan sebzeler ön yıkama tankına alınır, çamur, çöp vs. yabancı maddeler yumuşatılır, daha sonra ikinci ve üçüncü yıkmaya tabi tutulur. Salatalıklar eleklerden geçirildikten sonra 0-1-2-3 numaralarına göre ayrıştırılır. Kelek turşusu için kabuk soyma ve iç temizlemesi (çekirdek çıkarma) yapılır. Lahana turşusu için gereksiz dış yapraklar temizlenir. Kırmızı pancar, yeşil fasulye, ayıklanır ve temizlendikten sonra kaynatılır. Böylece sebzeler temizlendikten ve ayrıştırma yapıldıktan sonra turşu yapımına hazır hale gelir.
Turşuluk malzeme tenekelere veya fıçılara konulur. Sebzelerin üzeri taşana kadar malzemeye göre hazırlanmış tuz, sirke ihtiva eden salamura suyu ile doldurulur. Dere otu, defne yaprağı, sarımsak, acı biber gibi aroma ürünlerinin ilavesiyle hava girişi olmayacak şekilde sıkı olarak kapatılır, beklemeye alınır. Turşu yapımında, 10 kg.lık veya daha büyük fıçılar kullanılır. Turşunun geleneksel ve özel tadının ortaya çıkması için oda sıcaklığında takriben 20 gün ila 35 gün beklenir. Bu süreden sonra turşu yemeye hazır hale gelir.


TURŞU'NUN PÜF NOKTALARI


4/4/2008 · Kategori: TURSU NEDIR



Turşu yapımında püf noktalar

Tüm sebze ve meyvelerden turşu yapılabilinir ancak turşu malzemelerinizin dalından yeni kopmuş olmasına dikkat etmenizde fayda var. Aynı zamanda turşu malzemeleri fazla iri olmamalıdır. Çünkü iri sebze, asitli ortamda gelişir ve orta kısmında oluşacak bakteri kültürleri midede gaz yapar. Bu yüzden sebzelerin küçüğünü seçmenizde yarar vardır. Örneğin 7- 10 santim arasında bir salatalık, turşu yapmak için yeterlidir. Turşuyu cam bir kavanozda kurmanız hem sağlık açısından hem de lezzet açısından önemlidir. Cam kavanoz turşuya lezzet kazandırır. Sirkenin etkisiyle iştah açan ve besleyici gıda maddeleri içeren turşu, plastik kaplara kurulursa tadı bozulur ve sağlık açısından tehlikeli sonuçlar verebilir. Turşu soğuk ortamda bekletilirken, asetik asit bakterileri çoğalarak asit ortamı oluşturur. Asitli ortamda da plastikteki kimyasal maddeler çözülerek turşuya karışırlar. Bu da insan sağlığını olumsuz etkiler.
Tuz ve sirkenin meyva, sebzelerle birleşmesiyle oluşan bu müthiş lezzet, aynı zamanda vitamin açısından da çok zengindir. Siz de kış yemeklerinizin yanında bu renk renk güzellikleri sunmak istiyorsanız, acele edin ve hemen bir kavanoz alarak kendi lezzetinizi kendiniz yaratın...


14 Aralık 2009 Pazartesi

Börek Çeşitlerimiz


PATATESLİ BÖREK
Malzemeler:
3 adet yufka,
6 adet patates,
250 gr. kaşar peyniri,
1 çay bardağı süt,
Tuz, kırmızı pul biber,
2 adet yumurta,
2 su bardağı kızartmak için sıvıyağ.

Yapılışı:
Patatesi haşlayıp püre haline getirin. Süt, rendelenmiş kaşar peyniri, tuz ve kırmızıpul biber ekleyip karıştırın. Yumurtaların sarısını beyazından ayırın. Sarıları püreye katın. Yumurta beyazlarını çırpın. Yufkaları ortadan ikiye kesin. Düz kısmına püre koyun. Yuvarlak kenarlarına yumurta beyazı sürün. Rulo hilane getirin. 5 cm. eninde kesin. Kızdırılmış yağda kızartın.

YALANCI SU BÖREĞİ
Malzemeler:
3 adet yufka,
3 adet yumurta,
200 gr margarin,
1 demet maydanoz,
250 gr beyaz peynir,



Yapılışı:
Yağı eritin. Yumurtalarla iyice çırpın. Yufkayı serin, üzerine iyice harç sürün. 4 eşit parçaya bölün. Maydanozu ince kıyıp, peyniri ezerek karıştırın. Bu iç malzemesinden 1 yemek kaşığı kadar uç kısma koyup rulo yapın. Tepsiye dizin. Bütün yufkaları bitirdikten sonra yufkaların üzerini örtünceye kadar soğuk su koyun. 20 dakika bekletin. Kuru bezin üzerine çıkarın. Yumurta sarısı sürüp fırında kızartın.

TAVUKLU ZARF BÖREĞİ
Malzemeler:
3 adet yufka,
3 adet yumurta,
1 çay bardağı sıvı yağ,
1 çay bar. tavuk suyu.

İç Malzemeleri:
1 adet tavuk göğsü,
100 gr. ceviz içi,
Tuz, karabiber,
1 çay kaş. çörek otu.




Yapılışı:
Bir kapta 3 yumurta ve sıvı yağı boza kıvamına gelinceye kadar çırpın. Tavuk suyunu ekleyin ve karıştırın. Yufkalardan birini tezgaha yayın. Yumurtalı karışımla ıslatın. İkinci yufkayı serin. Yumurtalı karışımla ıslatın. Üçüncü yufkayı da serin ve üzerine yine yumurtalı karışım sürün. Yufkanın kenarlarını ortada birleştirerek kare şekli verin. İç için tavuğu haşlayın. Etleri küçük parçalara bölün. Kıyılmış ceviz, tuz ve karabiberle harmanlayın. Kare haline gelen yufkanın üzerine tavuklu harcı yayın. Karşılıklı dört köşeyi üst üste bindirmeden ortada birleştirerek zarf şekli verin. Tepsiye yerleştirerek keskin bir bıçakla kat yerlerinden üçgen parçalara bölün. Üzerine yumurta sarısı sürüp, çörekotu serpin. Isıtılmış 170°C fırında pembeleşinceye kadar pişirin. Servis yapın.

ÇİN BÖREĞİ
Malzemeler:
1 paket mısır cipsi
4 adet taze soğan
1 Adet kabak
1 adet havuç
100 gr taze fasulye
200 gr kırmızı lahana
2 Yufka
3 yemek kaş. soya sosu
2 yemek kaş. soya yağı
1 adet yumurta




Yapılışı:
Kırmızı lahanayı, kibrit çöpü şeklinde doğranmış kabak ve havucu, uzun doğranmış taze soğanı ve küçük doğranmış taze fasulyeyi soya yağında kavurun. Soya sosu ve tuzotla tatlandırın. Yufkaları 4’e bölün. Şişman sigara börekleri sarın. 1 yumurta beyazını suyla çırpın. Sigara böreklerini yumurta beyazına bulayın. Bir kabın içinde mısır cipsini ufalayın. Börekleri cipse bulayın. Yağlanmış tepsiye dizin. Önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında pişirin.

MENEMEN BÖREĞİ
Malzemeler:
3 adet yufka,
6 adet domates,
8 adet sivri biber,
3 adet yumurta,
1 çay bardağı sıvıyağ,
3 yemek kaşığı tereyağı,
1 su bardağı galeta tozu,
1 çay kaşığı kekik,
1 çay bardağı su,
Tuz.



Yapılışı:
Domatesleri küp şeklinde doğrayın. Sivri biberleri ince kıyın. Tereyağını tavada kızdırın. Biberleri kavurun. Domatesi ekleyin. Yumuşayınca yumurtaları kırıp karıştırın. Kekik ve tuz ekleyin. Yufkayı tezgaha yayın. Sıvıyağı ve suyu karıştırıp sürün. İkiye katlayıp üzerini de yağlayın. Uzun şeritler kesip, uç kısmına yumurtalı harçtan koyun. Muska şeklinde sarın. Galeta tozuna bulayıp, yağlanmış tepsiye dizip, 180°C ısıtılmış fırında pişirin.

TAVUKLU GÜL BÖREĞİ
Malzemeler:
4 adet yufka,
1 adet tavuk göğsü,
1 tatlı kaşığı tuz.

Üzeri İçin:
1 yumurta sarısı,
2 yemek kaşığı usam.

Sosu İçin:
1,5 su bardağı tavuk suyu,
1 su bardağı süt,
1 adet yumurta,
5 yemek kaşığı sıvıyağ,
2 yemek kaşığı un,
Tuz, karabiber,
1 çay bardağı su,
125 gr. margarin.



Yapılışı:
Tavuk göğsünü tuz ekleyip üzerini örtünceye kadar su ilavesiyle haşlayın. Ayıklayıp didikleyin. Sıvıyağda unu hafif kavurup süt ve tavuk suyunu ilave edin. Tavukları, karabiberi katın. Yumurtayı ilave edip karıştırın. Yufkaları dörde bölüp, su ve margarin karışımı ile yağlayın. Uç kısmına tavuklu harçtan koyup rulo şeklinde sarın. Ruloları kendi etrafında döndürüp gül şekli verin. Kalan yufkaları da aynı şekilde hazırlayın. Yağlanmış fırın tepsisine dizin. Üzerine bir miktar su ve yumurta sarısı sürüp susam ekin. 200°C’lik fırında kızartın.

BEŞAMEL SOSLU BÖREK
Malzemeler:
3 adet yufka,
1 adet tavuk göğsü,
1 adet yumurta.

Beşamel sos için:
1 su bardağı tavuk suyu,
1 su bardağı süt,
1 adet yumurta,
2 yemek kaşığı un,
3 yemek kaşığı tereyağ,
1 tatlı kaşığı tuzot,
1 çay kaş.kırmızı pul biber,
1 kase galeta tozu.



Yapılışı:
Tavuğu haşlayıp küçük parçalar halinde didikleyin. Sos için tereyağ ve unu hafif pembe kavurun. Süt ve tavuk suyunu ilave ederek muhallebi kıvamında pişirin. Ateşten alıp ılınınca yumurtayı kırıp iyice karıştırın. Tavuk etleri, pul biberi ve tuzotu ekleyin. Yufkaları 4 parçaya bölerek üzerine beşamel soslu tavuktan sürün. Galeta tozuna bulayın. Yağlanmış fırın tepsisine dizin. 200 derece fırında 30 dakika pişirin.

MANTARLI TEPSİ BÖREĞİ
Malzemeler:
5 adet yufka,
750 gr mantar,
4 adet kuru soğan,
½ su bardağı sıvıyağ,
1 su bardağı süt,
2 yemek kaşığı yoğurt,
3 adet yumurta,
1 yemek kaşığı tuzot,
2 yemek kaşığı çörek otu.



Yapılışı:
Soğanı yemeklik doğrayın. 3 yemek kaşığı sıvı yağda pembeleşinceye kadar kavurun.
Mantarları ince kıyıp soğana ilave edin. Mantarlar suyunu salıp çekinceye kadar kavurun. Yumurta sarısının birini üzerine sürmek için ayırın. Süt, kalan sıvı yağ, yumurtalar ve yoğurdu iyice çırpın. Yağlanmış fırın tepsisini yufkayı bir kat serin. Karışımdan fırçayla sürün. 3 yufkayı tekrarlayın. Üzerine mantarları yayın. Kalan yufkaları karışımı sürerek bitirin. Üzerine yumurta sarısı sürüp çörek otu ekin. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında kızarıncaya kadar pişirin.

TALAŞ BÖREĞİ
Malzemeler:
10 adet milföy hamuru,
½ kg hindi but kuşbaşı,
1 çay kaşığı karabiber,
3-4 yemek kaş.konserve bezelye,
2 yemek kaşığı tereyağ,
1 yemek kaşığı kekik,
3-4 yemek kaşığı un,
1 yemek kaşığı tuzot,
1 yumurta,
3 soğan,
1 havuç.



Yapılışı:
Hindi etlerinin üzerine 1 çay bardağı su ekleyip haşlayın. Suyunu çekince tereyağını
ekleyin. Piyazlık doğranmış soğanları ilave edin. Havuçları zar şeklinde doğrayıp soğanla birlikte kavurun. Kekik, karabiber ve tuzotu ekleyin. Karıştırıp bezelyeleri ilave edin. 2 adet milföy hamurunu ayırın. Tezgahı unlayıp herbir milföy hamurunu enine ve boyuna merdane ile inceltin. Ortasına 2 yemek kaşığı harç koyup bohça şeklinde kapatın. Kapanan yer alta gelecek şekilde yağlanmış fırın tepsisine yerleştirin. Ayırdığınız milföy hamurlarını şeritler halinde keserek böreklerin üzerine dekore edin. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp 180 derece ısıtılmış fırında kızartın.

PATATESLİ DİLİM BÖREK
Malzemeler:
3 adet yufka
3 adet iri patates
1 su bardağı süt
1 adet yumurta
3 yemek kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı tuzot
1 çay bardağı kırmızı pul biber
1 çay bardağı rende kaşar peynir



Yapılışı:
Patatesi haşlayıp rendeleyin. Erimiş tereyağı, yumurta ve sütü patatesle iyice karıştırın. Tuzot ve peynirin yarısını patateslere katın. Yufkayı tezgaha serin. Üzerine patatesli harçtan yayın. Üç kat üst üste aynı işlemi yapıp tamamlayın. Rulo şeklinde sıkıca kıvırın. Dolapta yarım saat dinlendirin. Dolaptan çıkarıp 2 parmak eninde kesin. Yağlanmış fırın tepsisine dizin. Üzerine kaşar peyniri rendesi serpin. Kırmızı pul biber ekin. 180 °C ısıtılmış fırında pembe renkte pişirin.

ÇİĞ BÖREK
Malzemeler:
Hamuru için
1 kğ un
1 yumurta
2 tatlı kaşığı tuz
Alabildiği kadar su
Çok katı olmayan normal bir hamur yapılır.

İçi için
500 gr orta yağlı kıyma
1 kuru soğan
2 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı pul biber
1 çay kaşığı ucuyla kara biber
Biraz kıyılmış maydonoz

Yapılışı:
Derin bir kapta un-yumurta-tuz-su karıştırılır. Normal hamur haline getirilir. Yarım saat dinlendirilir.
Küçük bezeler alınarak servis tabağı büyüklüğünde börek hamuru açılır. Açılan hamura hazırlanan iç kıyma sürülerek hamur kapatılıp ay şeklinde kesilir. Kızgın ay çiçek yağında kızartılıp servis yapılır.


kaynak : Türk Mutfağı

En Pratik Tarifler


Acil misafiriniz mi gelecek? Ya da çok acıktınız ve kısa sürede yemek yemek istiyorsunuz..Lezzetten ödün vermeden Pratik Tariflerinizle çözümler yaratabilirsiniz..

Fırında Sosisli Makarna

Malzemeler • 500 gr spagetti • 1 yumurta • 1 su bardağı rendelenmiş dil peyniri • 450 gr. hindi sosisi • 1 su bardağı taze mantar • 1/2 su bardağı soğan • 1 diş sarmısak • 200 gr. domates taze yada küp şeklinde konserve edilmiş • 1/2 su bardağı domates suyu • 1 tatlı kaşığı karışık kuru kekik, nane, fesleğen • 2 yemek kaşığı parmesan • Kırmızı biber • Tuz, karabiber

Hazırlanışı Spagettileri pakette yazıldığı şekilde fakat tuz ve yağ koymadan haşlayıp süzün. Yumurta beyazı ile karıştırın. Yuvarlak bir turta kabını yağlayıp spagettileri içine dökün. Kaşıkla bastırarak düzeltin. Üzerine rende dil peynirini serpin. Sosisleri küçük küpler halinde doğrayın. Sarımsağı dövün. Soğanı,mantarı ve domatesi küçük küçük doğrayın. Orta boy bir tavada domates, domates suyu, sosis, mantar, soğan ve sarımsağı karıştırarak pişirmeye başlayın. Sosisler pişince içine karışık kuru otları, tuz, karabiber ve kırmızı biberi ekleyin. Makarnaların üzerine dökün. Üzerini aliminyum folyo ile kapatıp 175 derece ısıtılmış fırında 25-30 dakika pişirin. Fırından çıkarıp üzerine parmesan dökün. 6 dilim halinda kesip servis yapın.


Beşamel Soslu Tavuk

Malzemeler • 6 adet tavuk budu • 4 adet orta boy havuç • 3 adet orta boy kabak • 2-3 diş sarmısak • 2 çorba kaşığı sıvı yağ • 3 çorba kaşığı margarin • 3 çorba kaşığı un • 500 ml süt • 1 kase rende kaşar peyniri • Yarım demet maydanoz ve dereotu • Tuz, karabiber, kırmızı toz biber

Hazırlanışı Tavuk butları güzelce yıkandıktan sonra tencereye konarak haşlanır. Havuç ve kabaklar rendelenir. Sarmısaklar tavada sıvı yağda sotelenir. İçerisine rendelenmiş havuç ve kabaklar da eklenerek sotelemeye devam edilir. (Sebzeler sotelenirken üzerine bir miktar tuz ilave edilirse sebzelerin lezzeti yemeğe daha iyi geçer) Ocaktan alınınca üzerine ince kıyılmış maydanoz ve dereotu ilave edilir. Beşamel sos için margarin tencerede eritilir ve un ilave edilerek kavrulur. Un kavrulduğunda süt eklenir ve sürekli karıştırılarak kıvama geldiğine ocaktan alınır. (Beşamel sos koyu olursa bir miktar daha süt ilavesi yapılır.) Önceden haşlanan butların etleri kemiklerinden ayrılarak (çok küçük parçalar olmayacak şekilde) tepsisine yayılır. Üzerlerine tuz ve karabiber serpilir. Tavukların üzerine önce beşamel sos, onun üzerine de önceden sotelenen sebzeler güzelce yayılır. Üzerine kaşar rendesi (kaşarların üzerine kırmızı toz biber serpilirse daha güzel kızarır) serpilerek tencerede kaşarlar eriyinceye dek kızartılıp servis yapılır.


Patatesli Köfte Çöp Şiş

Malzemeler 5 orta boy patates 500 gr.kıyma az yağlı 1 adet orta boy soğan 1 tatlı kaşığı karabiber(silme kaşık) Bayat yarım ekmek içi ufalanmış Pulbiber, tuz, kimyon 2 adet domates 2 adet sivri biber 2-3 yemek kaşığı sıvıyağ 8-9 adet çöp şiş

Hazırlanışı Kıymayı, rendelenmiş soğanı, kekik hariç baharatları ekmek ve tuzu karıştırıp yoğuralım. Ve elimizde cevizden biraz büyük olacak şekilde yuvarlak ve hafif yassı şekilde köfteler hazırlayalım. Köftemizi hazırladıkdan sonra patatesleri fazla kalın olmadan(yarım santim kadar) yarım ay şeklinde doğrayalım. Domatesleri ve biberide dilimleyip hazırlayalım. Daha sonra çöp şişlere sırayla patates, köfte domates ve biberi tüm malzemeler bitene kadar geçirelim. Fırın tepsisine hazırladığımız çöp şişleri geçirip üzerine sıvı yağ gezdirelim. Biraz tuz ve kekik serpip önceden ısıtılmış 200 derece fırında köfte ve patatesler kızarana kadar pişirelim. Pişmeye yakın fırını 150 dereceye düşürelim. Lezzetli köftelerimiz servise hazır.

Fransız Soğan Çorbası

Malzemeler • 4 soğan (ince doğranmış) • 50 g (1 çorba kaşığı) tereyağı veya margarin • 50 g rendelenmiş peynir • 1,5 litre su • Tuz ve karabiber • 4 dilim ekmek • Sıvı yağ (kızartmak için) • 2 çorba kaşığı (30) ml mısır unu

Hazırlanışı Küçük küçük doğranmış soğanları tencerede altın rengi olana kadar kavurun. Ateşten alın ve biraz soğutun. Üzerlerine 1,5 litre soğuk su dökün. Tuz ve karabiberi koyun. Kapağı kapatarak basıncı en yüksek dereceye ayarlayın. 5 dakika pişirin. Basıncı yavaş yavaş düşürün. Karışımı, biraz suyla karıştırılmış 2 çorba kaşığı (30 ml) mısır unuyla koyultun. kızartma tavasında birkaç dilim ekmeği kızartın. Her bir dilimi dörde bölün. Ekmekleri bir çorba servis kasesinin dibine yerleştirin ve üzerlerine çorbayı boşaltın. Rende peyniri serpin. Çorba kasesini sıcak fırında birkaç dakika ısıtın ve servis yapın.


Kaşarlı Köfte

MALZEMELER 500 gr. koyun ve dana karışımı kıyma 1 adet yumurta 2 küçük dilim bayat ekmek 1 baş soğan 150 gr. kaşar peyniri Yeteri kadar kıyılmış maydanoz, tuz, kırmızı biber

Hazırlanışı Koyun ve dana karışımı 500 gr. kıymaya bir adet soğan rendeleyin. Islatılmış ekmek içini, bir yumurtayı, kıyılmış maydanozu, tuzu ve karabiberi de katarak iyice yoğurun. Yoğururken bir çorba kaşığı su ilave ederseniz köfte daha yumuşak olur. Hazırladığınız köfteleri, her iki taraflarını pembeleştirerek ayçiçek yağında ateşin altını fazla açmadan kızartın. Kızaran köfteleri bir tepsiye dizerek üstlerine küçük parçalar halinde kaşar peyniri koyun. Kızdırılmış fırına sokup, peynirler eriyinceye kadar 10 dakika bekletip, çıkarın, peynirilerin üstüne ince kırmızı biber ekin. Haşlanmış sebze ile servis edebilirsiniz.

Tavuklu Patates Salatası

MALZEMELER 1 adet tavuk göğsü (haşlanmış) 3 orta boy patates 2 tatlı kaşığı mayonez 1 büyük kase yoğurt 5 yaprak kıvırcık salata 1 diş sarımsak tuz ve karabiber

Hazırlanışı Haşlanmış tavukları iyice küçülecek kadar didikleyin, patatesleri iyice haşladıktan sonra iyice ezin yoğurdu mayonezle karıştırın tuzu isteğe göre sarımsağı ilave edin karabiberi bolca dökün (bu salataya tadını veren tavuğun karabiberli oluşudur) bir tarafta marullari ince ince kıyın, didiklediğimiz tavuğu yoğurt mayonez karışımının içine dökün, marulları ilave edin, iyice yoğurdu yedirin ve ardından patatesleri ekleyin, tekrar karıştırdıktan sonra üzerini bir kaşık yardımıyla düzleştirerek şekillendirin ve en son aşamada üzerine karabiber serpiştirin.

Kadınbudu Köfte

Malzemeler • 500 gr. Kıyma • 1 iri soğan (ince kıyılmış ) • 1 çay bardağı pirinç ( haşlanmış ) • 3 yumurta • ½ su bardağı un • 1 su bardağı sıvıyağı • Karabiber • Tuz

Hazırlanışı 1 kaşık yağda soğanı ve kıymanın yarısını kavurup ılıtın. Haşlanmış pirinci, tuzu, karabiberi ve kalan çiğ kıymayı da ekleyip 1 yumurta kırarak iyice yoğurun. Hazırladığınız köfte harcından ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp elde yassı köfteler yapın. 2 yumurtayı iyice çırpın. Köfteleri önce una sonra çırpılmış yumurtaya bulayarak yağda kızartın. Kağıt havlu üzerine çıkarıp servis tabağına dizin.

Havuçlu Cevizli Meze

Malzemeler 4 Orta boy Havuç 1 Çay bardağı ufalanmış ceviz içi 1 Çay bardağı yoğurt 1 Çay bardağı mayonez Sarımsak Tuz Pul biber, baharatlar

Hazırlanışı Havuçları haşla ve rendele. Bir kapta yoğurt sarımsak mayonez, ceviz içi ve baharatları karıştır. Soğuyan havuçları karışıma ekle. Arzuya göre üzerini süsle ( Ceviz içi, siyah zeytin vb.) Soğuk servis yapın

Ankara Pilavı

Malzemeler • 1 paket arpa şehriye • 1 su bardağı sıvı yağ • 2 kaşık salça • Tuz,karabiber,pul biberi • Alabildiğince su • 1 tane orta boy soğan

Hazırlanışı İlk önce soğanlar soyulur ve ince ince doğranır soğanlar tencereye konur ve yağsıda konup kavrulur.pembeleştikten sonra içine 2 kaşık salça ilave edilir ve devam edilir kavrulmaya sonra 1 paket arpa şehriye atılır kavrulmaya devam edilir daha sonra karabiberi atılır ve üstünü geçiçek kadar suyu konur ve tuzuda atıldıktan sonra kısık ateşte pişirilmeye bırakılır.daha sonra soğukduktan sonra servise sunulur.



Mükemmel Pilav Nasıl Yapılır ?


Mükemmel Pilav Nasıl Yapılır?

Mutfak ile ilgilenmeye başlayanların veya yalnız yaşayanların en aşina olduğu yemek çeşitlerinden biridir pilav. Ancak o kadar çok ve sık yapılması, pilavın en iyi bilinen ve en güzel yapılan tarif olduğunu ifade etmiyor maalesef! Tam tersine, pilav yapılması en hassas, tavının/kıvamının tutturulması en zor tariflerden biridir. Kendisi dışında lezzet veren başka malzemelerin katılmaması, bu tarifin kıvamının tutturulmasını güçlendiren en önemli faktör.

Şöyle bir kişisel pilav yapma deneyimlerinizi gözden geçirin. Özellikle konuklarınız varken yaptığınız kaç pilavı göğsünüzü kabartarak, başınız dik sofraya getirdiniz? “Aceleye geldi”, “Sizin şansınıza…”, “Aslında çok güzel pilav yaptığımı söylerler”, “Bir daha o marketin pirincini almam”, “Geçen yaptığım pilav bilseniz ne güzel oldu”, “Şimdi toksunuz ya, o yüzden…” v.b. birçok bahane mutlaka size de çok tanıdık gelecektir.

Artık bahaneleri bırakıp marifetinizi ortaya koyma zamanı geldi. Vereceğimiz püf noktalarıyla mükemmel pilavın tüm gizli kalmış sırlarını açıklıyoruz. Konuklarınıza ikram edeceğiniz pilavın ardından mükemmel pilavın sırlarını öğrenmek isteyenlere vereceğiniz yanıtları da şimdiden hazırlayın.

Pilava lezzet katmak için önce tereyağı ile hafifçe kavurun. Böylece pirinçleriniz hem tereyağın lezzetini alacak hem de pişirme sırasında dağılmasını engelleyecektir. Pirinçlerin yapışmasını önlemek ve tane tane olmasını sağlamak için de pişirme suyuna bir miktar sıvı yağ ilave edin. Pilavınızın rengi de önemli ve ilik gibi bembeyaz görünmesi içinse pişme suyuna 1-2 çay kaşığı limon suyu eklemeyi deneyin.

Pilavın pişip pişmediğini anlamak için çatala, kaşığa güvenmeyin; tadına bakın. Yenilebilir yumuşaklıkta ve dişe gelir sertlikteyse kıvamı tamamdır. Henüz yenilebilir yumuşaklığa gelmemiş ancak suyu da kalmamışsa biraz daha sıcak su ekleyin ve suyunu çekinceye kadar pişirmeye devam edin. Ekleyeceğiniz suyun mutlaka sıcak olması gerekir.

Pilavı karıştırmanın, pirinçteki nişastayı açığa çıkardığını ve nişastanın da tanelerin birbirine yapışmasına neden olacağını aklınızdan çıkarmayın.

Diyelim ki, pilavınız pişti ama pirinçler çok yumuşamış, yani lapalaşmış. Endişe etmeyin ve çok kısık ateşte bir çatal yardımıyla dikkatlice havalandırarak pişirmeye devam edin. Ta ki, suyunu iyice çeksin.

Pilavı ısıtmak da ayrı bir maharet gerektirir. Mükemmel yapılmış bir pilavın ısıtıldığında tüm özelliğini kaybettiği de çok vakidir. Burada işin sırrı pilavı karıştırmamaktır. Pilava 1-2 yemek kaşığı su ekleyin ve çok kısık ateşte ısıtın. Pilavın tanelerinin bozulmaması için de tencereyi arada bir sallamak suretiyle alt üst edin.

Yemek ve Yiyecekler Hakkındaki Hadisler

YİYECEK ALETLERİ
3839 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın ne sükürrüce (denilen tahta sofra) üzerinde yemek yediğini, ne ona inceltilmiş (yufka) ekmek yapıldığını ve ne de yemek masası (hıvân) üzerinde yemek yediğini hatırlamıyorum."
Enes'in bu sözünü rivayet eden Katâde'ye "Pekiyi neyin üzerinde yemek yiyorlardı?" diye sorulmuştu. "Sofralar üzerinde" diye cevap verdi."
Buhari Et'ime 8, 26, Rikak 17; Tirmizi, Et'ime 1, (1789).
3840 - Ebu Hâzım rahimehullah anlatıyor: "Sehl İbnu Sa'd radıyallahu anh'a sordum: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hiç (kepeksiz has undan yapılmış) beyaz ekmek yedi mi?" Bana şu cevabı verdi: "Hayır! Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Allah'ın O'nu peygamber olarak gönderdiği günden ölünceye kadar hiç beyaz ekmek görmedi." Ben tekrar sordum: "Elekleriniz var mıydı?"
"Hayır!, dedi, Aleyhissalatu vesselam Allah'ın kendisini peygamber olarak gönderdiği günden ölünceye kkadar hiç elek görmemiştir."
"Öyleyse, dedim, siz arpa ununu elemeden nasıl yiyebiliyordunuz?"
"Arpayı öğütüyorduk, sonra üflüyorduk, üfrüğümüzün tesiriyle uçabilen (kepek) uçuyor geri kalan kısmına su katıp (hamur yapıyor) ve yiyorduk" diye cevap verdi."
Buhari, Et'ime 22, 10; Tirmizi, Zühd 38, (2365).
BESMELE ÇEKMEK
3841 - Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Biz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında yemeğe oturunca, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yemeye başlamadıkça, kesinlikle elimizi yemeğe vurmazdık. Bir seferinde yine O'nunla yemeğe oturmuştuk. Derksen bir cariye (küçük kız çocuğu) geldi, sanki arkasından bir iteni var gibi hemen elini yemeğe soktu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm elinden tuttu. Arkadan bir bedevi geldi, sanki onun da arkasından iten biri vardı, alelacele o da elini yemeğe soktu. Aleyhissalatu vesselam onun da elinden tuttu. Ve şunu söyledi:
"Şeytan, üzerine Allah'ın ismi zikredilmeyen yemeği kendine helâl addeder. Nitekim, sayesinde yemeğimizi kendine helal kılmak için bu cariyeyi getirdi. Ben de elinden tuttum. Bunun üzerine şu bedeviyi getirip onunla yemeği kendine helal kılmak istedi, ben onun da elinden tuttum. Nefsim elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun şeytanın eli o ikisinin eliyle birlikte avucumdadır." "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bunları söyledikten sonra besmele çekip yemeye başladı."
Müslim, Eşribe 102, (2017); Ebu Davud, Et'ime 16, (3766).
3842 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden kim bir şey yerse "Bismillah (Allah'ın adıyla)" desin. Bidayette söylemeyi unutmuşsa, sonunda şöyle söylesin: "Bismillahi fi evvelihi ve âhirihi (başında da sonunda da Bismillah)."
Ebu Davud, Et'ime 16, (3767); Tirmizi, Et'ime 47, (1859).
Yine Hz. Aişe demiştir ki: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ashabından altı kişi içerisinde yemek yiyordu. Derken bir bedevi geldi. (Besmele çekmeksizin) iki lokmada yutuverdi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Eğer bu adam besmele çekseydi yemek hepinize yeterdi! buyurdu."
Tirmizi, Et'ime 47, (1859).
3843 - Vahşi İbnu Harb an ebihi an ceddihi Vahşi İbnu Harb el-Habeşi anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın Ashabı dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! biz yiyoruz, ancak bir türlü doymuyoruz (ne yapalım)?" Bunun üzerine, Resûlullah: "Ayrı ayrı yemekte olmayasınız?" diye sordu. "Evet" dediler. Resûlullah da: "Öyleyse yemeğinizde toplanın (bir sofra kurarak hep beraber yiyin), yemeğe Allah'ın ismini zikrederek (Bismillahirrahmanirrahim diyerek) başlayın. Böyle yaparsanız yemeğiniz, hakkınızda mübarek kılınır."
Ebu Davud, Et'ime 15, (3764); İbnu Mace, Et'ime 17, (3286).
3844 - Ümmeyye İbnu Mahşiyy radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm otururken bir adam besmele çekmeden yemek yiyordu. Yemeğini yemiş, geriye tek lokması kalmıştı. Onu ağzına kaldırırken: "Bismillahi evvelehu ve ahirehu" dedi. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm güldü ve:
"Şeytan onunla birlikte yemeye devam etti. Ne zaman ki Allah'ın ismini zikretti, karnındakileri hep kustu!" buyurdu."
Ebu Davud, Et'ime 16, (3786).
3845 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kişi evine döndüğü zaman içeri girerken ve yemek yerken Allah'ın adını zikrederse, şeytan (avanelerine): "Size burada gecelemek de yok akşam yemeği de yok!" der. Ama kişi, eve girerken Allah'ı zikreder fakat akşam yemeğini yerken zikretmezse, şeytan (avenelerine): "Akşam yemeğine kavuştunuz ama burada gecelemeniz mümkün değil!" der. Adam eve girerken ve yemeğe başlarken "Bismillah!" diyerek Allah'ı zikretmezse, şeytan (avanelerine): "Yemeğe de yetiştiniz, yatmaya da!" der."
Müslim, Eşribe 103, (2018); Ebu Davud, Et'ime 16, (3765).
YEMEK NE SURETLE YENMELİDİR?
3846 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden kimse sakın sol eliyle yiyip içmesin. Çünkü şeytan soluyla yer içer."
Müslim, Eşribe 106, (2020); Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 5, (2, 922, 923); Ebu Davud, Et'ime 20, (3776); Tirmizi, Et'ime 9, (1801).
3847 - Seleme İbnu'l-Ekva' radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında bir adam sol eliyle yemek yemişti.
"Sağınla ye!" ferman buyurdu.. Adam: "Yiyemiyorum!" dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam:
"Yiyemez ol! Onu böyle demeye kibri sevketti!" buyurdular. Bundan sonra elini ağzına kaldıramadı."
Müslim, Eşribe 107, (2021).
3848 - Ömer İbnu Ebi Seleme radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın terbiyesinde bir çocuktum. Yemekte elim, tabağın her tarafında dolaşıyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana ikazda bulundu:
"Evlat! Allah'ın ismini an, sağınla ye, önünden ye!" Bundan sonra hep böyle yedim."
Buhari, Et'ime 2, 3, Müslim, Eşribe 108, (2022); Muvatta, Sıfatu'n-Nebiyy 32, (2, 934); Ebu Davud, Et'ime 20, (3777); Tirmizi, Et'ime 47, (1858).
3849 - Abdullah İbnu İkrâş İbnu Züeyb babasından naklediyor: "Kavmim Beni Mürre İbnu Abid, benimle mallarının sadakasını Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gönderdi. Medine'ye gelince O'nu aleyhissalatu vesselam Muhacir ve Ensâr'ın arasında oturmuş buldum. Elimden tutup beni Ümmü Seleme radıyallahu anha'nın evine götürdü. Varınca: "Yiyecek bir şey var mı?" diye sordu. Bize, içerisinde bolca serid ve (kuşbaşı) et parçaları olan bir tepsi getirildi. Ondan yemek için yanaştık. Ben elimle kabın her tarafını yokladım. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm önünden yedi. (Bir ara) sol eliyle sağ elimden tuttu ve: "Ey İkrâş! bir yerden ye. Çünkü (kabın içindeki yemek) tek bir yemektir. (Her taraf birdir)" buyurdu. Sonra bize, içerisinde taze ve kuru çeşitli hurmalar bulunan bir tabak getirildi. Bu sefer önümden yemeye balşadım. Resûlullah aleyhissalatu vesselam'ın eli ise, tabağın her tarafında dolaşıyordu. Bana da: "Ey İkrâş! Dilediğin yerinden (alıp) ye. Çünkü (tabağın içendekilerin hepsi) aynı çeşit değil" buyurdu. Sonra bize su getirildi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm elini yıkadı elinin ıslaklığı ile yüzünü kollarını ve başını meshette ve: "Ey İkrâş! Bu, ateşte pişenden (yenince alınması gereken) abdesttir" buyurdu."
Tirmizi, Et'ime 41, (1849); İbnu Mace, Et'ime 11, (3274).
3850 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Bereket yemeğin ortasına iner. Öyleyse kenarlardan yiyin, ortadan yemeyin."
Tirmizi, Et'ime 12, (1806); Ebu Davud, Et'ime 18, (3772).
3851 - Ebu Davud'daki rivayet şöyledir: "Sizden biri, bir yemek yeyince yemek kabının üstünden yemesin, aşağısından yesin. Zira, bereket üstünden iner."
3852 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kişinin arkadaşlarından izin almadan iki hurmayı birlikte yemesini yasaklamıştır."
Buhari, Et'ime 44, Mezalim 14, Şirket 4; Müslim, Eşribe 151, (2045); Ebu Davud, Et'ime 44, (3834); Tirmizi, Et'ime 16, (1815).
3853 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Eti bıçakla kesmeyin. Çünkü bu, yabancıların işidir. Siz dişlerinizle kemirerek yiyin. Çünkü bu, sıhhat ve afiyet için daha iyidir."
Ebu Davud, Et'ime 21, (3778).
3854 - Ebu Cuhayfe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ben dayanarak yemem."
Buhari, Et'ime 13; Tirmizi, Et'ime 28, (1831): Ebu Davud, Et'ime 17, (3769); İbnu Mace, Et'ime 6, (3262).
3855 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı çömelir vaziyette durup hurma yerken gördüm."
Müslim, Eşribe 149, (2044); Ebu Davud, Et'ime, 17, (3771).
3856 - Ebu Davud'da gelen diğer bir rivayette: "Resûlullah'a bayat bir hurma getirilmişti. Kurtları çıkarmak için kontrol etmeye başladı."
Ebu Davud, Et'ime 43, (3832, 3833).
3857 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Biriniz yemek yeyince, yalamadıkça veya yalatmadıkça elini (mendile) silmesin."
Buhari, Et'ime 52; Müslim, Eşribe 129, (2031); Ebu Davud, Et'ime 52, (3847).
3858 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: " Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, parmakların ve kapların yalanmasını emretti ve dedi ki: "Siz, bereketin, yemeğinizin hangi (parça)sında olduğunu bilemezsiniz. Öyleyse birinizin lokması düşecek olursa, onu alıp, bulaşan ezâyı temizlesin, sakın şeytana terketmesin. Parmaklarını yalamadıkça elini mendille de silmesin. Zira o, taâmınnızın hangisinde bereket bulunduğunu bilemez."
Müslim, Eşribe 136, (2034); Tirmizi, Et'ime 11, (1803).
3859 - Rezin, Hz. Enes radıyallahu anh'tan yaptığı bir rivayette şu ziyadeyi kaydetmiştir: "Zira yemek kabı, kendisini yalayıp yıkayana istiğfarda bulunur ve: "Beni şeytandan kurtardığın gibi, Allah da seni ateşten kurtarsın" der."
EL VE AĞZIN YIKANMASI
3860 - Hz. Selmân radıyallahu anh anlatıyor: "Tevrat'ta okudum; "Yemeğin bereketi, yemekten sonra (el ve ağzı) yıkamadadır" diyordu. Bunu Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a söyledim:
"Yemeğin bereketi yemekten önce ve sonraki yıkamalardadır!" buyurdular."
Ebu Davud, Et'ime 12, (3761); Tirmizi, Et'ime 39, (1847).
3861 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Şeytan muhakkak ki hassastır, cidden pek hassastır. Kendinizi ondan sakındırın. Kim elinde et kokusu olduğu halde geceler, sonra da kendisine bir fenalık ulaşırsa sakın ha nefsinden başkasını suçlamasın."
Tirmizi, Et'ime 48, (1861); Ebu Davud, Et'ime 54, (3852).
3862 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir gün helâdan çıkmıştı. Hemen kendisine bir yemek takdim edildi. (O da kabul buyurdu. Ashâbtan bazısı:)" Size abdest suyu getirmeyelim mi?" dediler. Onlara: "Namaza kalkınca abdest almakla emrolundum!" cevabını verdi.."
Müslim, Hayz 118, (374); Ebu Davud, Et'ime 11, (3760); Tirmizi, Et'ime 40, (1848); Nesai, Taharet 101, (1, 85).
ÇOK YEMEYİ ZEMM
3863 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kâfir bir misafir ağırlamıştı. Derhal onun için bir keçinin sağılmasını emretti. Keçi sağıldı. Kâfir sütünü içti. Sonra diğer bir keçinin daha sağılmasını emretti. (Adam doymadı). Bu sûretle tam yedi keçinin sütünü içti.
Adam yatıp, sabah olunca müslüman oldu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir keçi sağılmasını emretti. Sütünü adam içti, sonra ikinci bir başka keçi daha sağıldı. Fakat bunun sütünü tamamen içemedi. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Mü'min bir mideye içer, kâfir ise yedi mideye içer" buyurdular."
Buhari, Et'ime 12; Müslim, Eşribe 186, (2063); Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 10, (2, 924); Tirmizi, Et'ime 20, (1820).
3864 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: " Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "İki kişinin yiyeceği üç kişiye de yeter. Üç kişinin yiyeceği de dört kişiye yeter."
Buhari, Et'ime 11; Müslim, Eşribe 178, (2058); Muvatta, Sıfatu'n-Nebiyy 20, 52, 928); Tirmizi, Et'ime 21, (1821).
3865 - Müslim ve Tirmizi'de gelen bir diğer rivayet Cabir'den olup şöyledir: "İki kişilik yiyecek dört kişiye de yeter, dört kişilik yemek sekiz kişiye de yeter."
Müslim, Eşribe 179, (2059); Tirmizi, Et'ime 21, (1821).
3866 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "(Bir zat) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında öğürmüştü, ona:
"Öğürtünü bizden uzak tut. Zira, dünyada insanların en çok doymuş olanları, Kıyamet günü en çok aç kalacak olanlardır" buyurdular."
Tirmizi, Kıyamet 38, (2480); İbnu Mace, Et'ime 50, (3350).
3867 - Mikdam İbnu Ma'dikerb radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ademoğlu, mideden daha şerli bir kap doldurmaz. Ademoğluna belini doğrultacak birkaç lokmacık yeterlidir. Ancak (nefsinin galebesiyle) illa da (mideyi doldurma işini) yapacaksa bari onu üçe ayırsın: Üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de nefesine (tahsis etsin, üçte birden fazlasına yemek koymasın)."
Tirmizi, Zühd 47, (2381); İbnu Mace, Et'ime 50, (3349).
MÜTEFERRİK ÂDABLAR
3868 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Bir avuç çürük hurma ile de olsa akşam yemeği yeyin. Zira akşam yemeğinin terki ihtiyarlık sebebidir."
Tirmizi, Et'ime 46, (1857).
3869 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hiçbir vakit herhangi bir yemeğe laf etmedi, iştah duyduğu bir yemekse yerdi, hoşuna gitmeyen bir yemekse terkederdi. (yemezdi)."
Buhari, Et'ime 21; Menakıb 23; Müslim, Eşribe 187, (2064); Ebu Davud, Et'ime 14, (3763); Tirmizi, Birr 84, (2032).
3870 - Yine Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden birinizin (yemek) kabına sinek düşecek olursa, onu iyice batırın. Zira onun bir kanadında hastalık, diğerinde şifa vardır. O, içerisinde hastalık olan kanadıyla korunur."
Ebu Davud, Et'ime 49, (3844); Buhari, Tıbb 58, Bed'ü'l-Halk 14; İbnu Mace, Tıb 31, (3504, 3505); Nesai, Fera' 11 (7, 178).
3871 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm cüzzamlı bir kimsenin elinden tuttu ve kendisiyle birlikte elini tabağa koydu, sonra da:
"Allah'a güvenerek ve O'na tevekkül ederek ye!" buyurdu."
Ebu Davud, Tıbb 24, (3925); Tirmizi, Et'ime 19, (1818); İbnu Mace, Tıbb 44, (3542).
Rezin şunu ilave etti: "Bunu Ebu Bekr ve Ömer radıyallahu anhüma da yaptılar ve aynı şeyleri söylediler."
3872 - Şerid İbnu Süveyd radıyallahu anh anlatıyor: "Sakif hey'eti arasında bir de cüzzamlı vardı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ona bir haber göndererek:
"Biz seninle bey'atımızı yaptık, sen hemen geri dön!" buyurdular."
Müslim, Selam 126, (2231); İbnu Mace, Tıbb 44, (3544).
3873 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kendisine, ilk çıkan turfanda meyve getirildi de, o zaman şöyle dua ederdi: " Allah'ım Medine'mizi bizim için mübarek kıl, meyvelerimizi, müdd'ümüzü, sâ'mızı mübarek kıl, bereketlerini kat kat artır."
Bu duadan sonra, getirilen meyveyi orada hazır bulunan çocukların en küçüğüne verirdi."
Müslim, Hacc 474, (1373).
3874 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Ashab bir koyun kesmişti. Bu sırada bir dilenci geldi. Etten bir miktar verdiler. Derken başka gelenler oldu, onlara da verdiler. Geriye yine de et kaldı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sordu: "Koyundan geri ne kaldı?" "Sadece omuzu kaldı!" dediler. Aleyhissalatu vesselam ise: "Omuzu hariç geri tarafı kaldı!" buyurdular."
Tirmizi, Kıyamet 34, (2472).
KELER
3875 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Hâlid İbnu'l-Velid radıyallahu anh'ın bana bildirdiğine göre, Hâlid, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte, Resûlullah'ın zevceleri Meymûne radıyallahu anha'nın yanına girerler. -Meymuna hem onun ve hem de İbnu Abbas'ın teyzeleri idi. Meymûne'nin yanında kızartılmış bir keler görürler. Bunu, Necid'den, kız kardeşi Hufeyde Bintu'l-Haris getirmişti. Meymûne radıyallahu anha keleri Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın önüne sürdü. Önüne bir yemek çıkarılıp da ondan bahsedilmeyip ve isminin de zikredilmediği durum nâdirdi. (Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kelere elini uzatmıştı ki.) orada hazır bulunan kadınlardan biri:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a takdim ettiğiniz şeyden haber verin, ne olduğunu söyleyin!" dedi. Bunun üzerine:
"O kelerdir!" dediler. Bunun üzerine Resûlullah (uzatmış olduğu) elini derhal geri çekti. Hâlid radıyallahu anh:
"Bu haram mıdır, ey Allah'ın Resulü?" dedi. Resülullah:
"Hayır, ancak o benim kavmimin diyarında bulunmuyor. Bu sebeple (onu yemeye alışkın değilim), içimde tiksinme hissediyorum!" buyurdular. Halid radıyallahu anh der ki: "Ben keleri (önüme) çekip yedim. Resulullah bakıyor fakat beni yasaklamıyordu."
Buhari, Et'ime 10, 14, Zebaih 33; Müslim, Sayd 43, 44, 45, (1945, 1946, 1948); Muvatta, İsti'zan 10, (2, 968); Ebu Davud, Et'ime 28, (3793, 3794), Eşribe 21, (37); Nesai, Sayd 26, (7, 198, 199).
3876 - Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Bir bedevi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek:
"Ben keleri bol olan bir bölgede yaşıyorum. Keler ailemin yiyeceğinin ekseriyetini teşkil ediyor (bunun bir mahzuru var mı; ne buyurursunuz?" diye sordu. Ama Resûlullah cevap vermedi. Biz: "Tekrar sor!" dedik. O tekrar sordu. Resulullah cevap vermedi. Adam üçüncü sefer sordu. Üçüncüde Resulullah adama seslenip yanına çağırdı ve:
"Ey bedevi! dedi, Allah, Beni İsrail'den bir boya la'net etti veya gadab etti. (Ceza olarak) onları yeryüzünde yürüyen hayvanlar haline çevirdi. Bilemem, ola ki bu, o lânete uğrayan meshe uğrayan kimselerdendir. Bu sebeple ondan ne yerim ne de yiyenleri men ederim!"
Müslim, Sayd 51, (1951).
TAVŞAN
3877 - Halid İbnu'l-Huveyris radıyallahu anh anlatıyor: "Bir adam bir tavşan avladı ve Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhüma'ya gelip: "Ne dersiniz (bunun eti yenir mi?) diye sordu. Abdullah: "Tavşan Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a da (böyle avlanıp) getirilmişti. Ben de o sırada yanında oturuyordum. Ondan ne yedi ne de onun yenmesini yasakladı, tavşanın hayız gördüğüne inanıyordu" dedi."
Ebu Davud, Et'ime 27, (3792).
3878 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Yürüdük ve Merri'z-Zahran'dan bir tavşan kaldırdık. Arkadaşlarımız peşinden koştular ve (sonunda yakalamaktan) aciz kaldılar. Bu sefer ben koştum, yetiştim ve yakaladım. Onu (babalığım) Ebu Talha radıyallahu anh'a getirdim. O, tavşanı keskin bir taşla kesti. Budunu benimle Resûlullah'a gönderdi. Resûlullah onu yedi."
Enes'e: "Yedi mi, (gördün mü yediğini?)" diye sorulmuştu. Yani kabul etti" dedi."
Buhari, sayad 32, 10, Hibe 5; Müslim, Sayd 53, (1953); Ebu Davud, Et'ime 27, (3791); Tirmizi, Et'ime 2, (1790); Nesai, Sayd 25, (7, 196).
SIRTLAN
3879 - Abdurrahman İbnu Ebi Ammar rahimehullah anlatıyor: "Hz. Cabir radıyallahu anh'a: "Sırtlan av mıdır?" diye sordum. "Evet!" dedi. Ben tekrar: "Etini yiyeyim mi?" dedim. "Evet!" dedi.
"Bu cevap Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan mıdır?" dedim." "Evet!" dedi.."
3880 - Ebu Davud'un rivayetinde şöyle gelmiştir: "Hz. Cabir radıyallahu anh der ki: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a sırtlandan sordum. Bana:
"O, av (hayvanı)dır, ihramlı avlanacak olursa koç da aynı hükme dahil edilir."
Tirmizi, Et'ime 4, (1792); Ebu Davud, Et'ime 32, (3801); Nesai, sayd 27, (7, 200).
3881 - Huzeyme İbn Cez'i radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a sırtlan hakkında (eti helal mi?)" diye sordum.
"Sırtlanı yiyen biri de var mı?" dedi. Bunun üzerine kurdun etinin yenmesini sordum.
"Kendisinde hayır olup da kurdu yiyen biri var mı?" diye cevap verdi."
Tirmizi, Et'ime 4, (1739).
KİRPİ
3882 - Nemletü'l-Ensari anlatıyor: "İbnu Ömer radıyallahu anhüma'ya kirpiden sorulmuştu. (Cevaben) şu ayeti okudu. (Mealen):
"(Ey Muhammed) de ki: "Bana vahyolunandan leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki pistir- ve günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum. Fakat darda kalan, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bunlardan da yiyebilir. Doğrusu Rabbim bağşlar ve merhamet eder" (En'am 146).
Ancak, yanında bulunan bir yaşlı dedi ki: "Ben Ebu Hüreyre radıyallahu anh'ı dinledim, demişti ki: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında kirpinin zikri geçmişti:
"O habislerden bir habistir (eti) yenmez" buyurdular."
Bunun üzerine İbnu Ömer radıyallahu anhüma: "Eğer bunu Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm söyledi ise, bu (kirpinin hükmü), biz bilmesek de O'nun dediği gibidir" dedi."
Ebu Davud, Et'ime 30, (3799).
TOY
3883 - Sefine radıyallahu anh anlatıyor: "Ben, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte toy (denen kuş)un etini yedim."
Ebu Davud, Et'ime 29, (3797); Tirmizi, Et'ime 26, (1829).
ÇEKİRGELER
3884 - İbnu Ebi Evfa radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile beraber (altı veya yedi sefer) gazveye çıkmıştık. Gazve esnasında Aleyhissalatu vesselam'la birlikte çekirge yedik."
Buhari, sayd 13; Müslim, Sayd 52, (1952); Tirmizi Et'ime 22, (1822, 1823); Ebu Davud, Et'ime 35, (3812); Nesai, Sayd 37, (7, 210).
3885 - Selman radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a çekirgeden sorulmuştu:
"Onlar, Allah'ın en kalabalık ordularıdır. Onu ne yerim ne de haram kılarım" buyurdular."
Ebu Davud, Et'ime 35, (3813); İbnu Mace, Sayd 9, (3219).
3886 - Rezin rahimehullah Hz. Cabir radıyallahu anh'tan naklediyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm çekirgelere beddua etti ve dedi ki:
"Allah'ım! Çekirgeleri helak et, büyüklerini öldür, küçüklerini helak et, nesillerini kes, ağızlarını geçimliğimiz ve rızkımızdan (uzak) tut. Sen duaları işitensin."
(Orada bulunan) bir adam:
"Ey Allah'ın Resûlü! Çekirgelere nasıl böyle beddua ediyorsunuz, onlar ki Allah'ın ordularından bir ordudur" dedi. Aleyhissalatu vesselam da cevaben:
"Çekirge, denizdeki bir balığın hapşırığıdır" buyurdular."
Tirmizi, Et'ime 23, (1824); İbnu Mace, Sayd 9, (3221).
A T
3887 - Esma Bintu Ebi bekr radıyallahu anhüma anlatıyor: "biz, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm zamanında bir at kestik. O zaman Medine'de idik. Hepimiz onu yedik."
Buhari, Sayd 24, 27; Müslim, Sayd 36, (1942); Nesai, Dahaya 33, (7, 231).
PİSLİK YİYENLER (CELLÂLE)
3888 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm pislik yiyen (cellâle) deveye binmekten ve sütünü içmekten men etti."
Ebu Davud, Et'ime 25, (3785, 3787); Tirmizi, Et'ime 24, (1825).
3889 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm öldürülmek için hedef ittihaz edilmiş (ve mücesseme denilen) hayvanın yenilmesini, pislik yiyen (ve cellâle denen) hayvanın yenilmesini, sütünün içilmesini ve su tuluğunun ağzından su içilmesini yasakladı."
Ebu Davud, Et'ime 25, (3786); Tirmizi, Et'ime 24, (1826); Nesai, Dahaya 44, (7, 240).
3890 - Zehdem İbnu Mudrib anlatıyor: "Ebu Musa radıyallahu anh'a bir tavuk getirilmişti. Cemaatten birisi ayrıldı. (Ebu Musa): "Neyin var?" diye sordu. Adam:
"Ben onu (pis bir şeyler yerken gördüm ve tiksindim ve yememeye yemin ettim" cevabını verdi. Bunun üzerine Ebu Musa:
"Yanaş ve ye! Zira ben, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı (cellale'yi) yerken gördüm" dedi ve adama, yemini için kefarette bulunmasını emretti."
Buhari, Zebaih 26, Humus 15, Megazi 74, 78, Eyman 1, 4, 18, Kefaret 9, 10, Tevhid 56; Müslim, Eyman 9, (1649); Nesai, Sayd 33, (7, 206).
HAŞERELER
3891 - Hilkam İbnu Telib rahimehullah babasından naklediyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la arkadaşlık yaptım, yeryüzündeki haşerelerden herhangi birini haram ettiğini hiç işitmedim."
Ebu Davud, Et'ime 30, (3798).
MUZDAR
3892 - Cabir İbnu Semüre radıyallahu anh anlatıyor: "Bir adam beraberinde ailesi ve çocukları olduğu halde Harra'ya indi. Bir adam: "Bir devem kayboldu, onu bulacak olursan yakalayıver" dedi. adam onu buldu ama sahibini bulamadı. Deve hastalandı. Adamın karısı: "Onu kes (de mundar ölmesin)" dedi. Ama erkek kabul etmedi. Deve öldü. Kadın bu sefer: "Derisini soy da etini, yağını kadid yapalım (güneşte kurutalım) ve yiyelim" dedi.
Adam: "Hele, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir soralım (da söylediklerini sonra yapalım!)" dedi. Ona gelip sordu. Aleyhissalatu vesselam:
"Seni ondan müstağni kılacak bir zenginliğin var mı?" diye sordu. Adam: "Hayır! yok" dedi. Resulullah da:
"Öyleyse onu yiyin" buyurdu. Ravi der ki: "Sonra devenin sahibi geldi. Durum kendisine anlatıldı.
"Deveyi kesmedin mi?" dedi. Adam: "Senden utandım!" cevabında bulundu."
Ebu Davud, Et'ime 37, (3816).
3893 - el-Fucey' el-Âmiri radıyallahu anh anlatıyor:
"Ey Allah'ın Resûlü dedim, meyteden bize helal olan (miktar) nedir?"
"Yiyeceğiniz ne (miktarda)dır" diye sordu. Biz: "Akşam ve sabah yiyoruz" diye cevap verdik."
Ebu Nuaym Mevla Ukbe der ki: "Ukbe bana bu ifadeyi açıkladı: "Bir bardak sabahleyin, bir bardak da akşam vakti demektir." Dedi ki: "Durum bu, babamın hayatına yemin olsun bu yetmez!" Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam mezhur durumda meyteyi yemelerine ruhsat tanıdı."
Ebu Davud, Et'ime 37, (3817).
CİZYE VE SADAKA DEVESİ
3894 - Eslem Mevla Ömer İbnu'l-Hattab radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Ömer'e: "Binekler arasında kör bir deve var!" dedim. Bana: "Onu bir aileye ver, ondan istifade etsinler" dedi. ben "O kör olduğu halde (ondan istifade mi olur)?" dedim. "Onu deve sürüsüne katsınlar (otlamaya sürsünler)" dedi. Ben: "İyi ama arazide nasıl yayılacak?" dedim. "Bu hayvan cizye devesi mi sadaka devesi mi?" diye sordu. Ben, "cizye devesi!" deyince: "Vallahi siz bunu yemek istiyorsunuz" dedi. Ben de: "Üzerinde cizye devesi mührü var?" dedim. Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh devenin kesilmesini emretti ve kesildi. Hz. Ömer'in yanında dokuz adet tabak vardı. Meyve, çerez her ne olsa ondan bu tabaklara koyup Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın zevcelerine gönderirdi. Bu gönderdiklerinin en sonuncusu, kızı Hafsa'ya gönderdiği olurdu. Eğer bunda eksiklik olursa, kendi hissesinden tamamlardı.
İşte bu devenin etinden de o tabaklara koydu ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın zevcelerine gönderdi. Bu devenin etinden arta kalanın yemek yapılmasını emretti. Sonra Muhacir ve Ensar'ı ondan yemeye davet etti."
Muvatta, Zekat 44, (1, 279).
ET
3895 - Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Etten sakının. Çünkü onun hamr (içki) gibi tiryakiliği var. Ayrıca Allah, eti çok yiyen aile halkına buğzeder."
Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 36, (2, 935).
3896 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Ben çarşıdan et almış hamala vermiş eve dönüyordum. Hz. Ömer radıyallahu anh yolda bana yetişip: "Bu da ne?" diye sordu.
"Canımız et çekmişti, gidip bir dirhemlik et satın aldım" dedim. Bunun üzerine: "Canın bir şey çektikçe gidip ondan alıyor musun? Herkese, israf olarak, canının her istediğini yemesi yeter!" diye çıkıştı."
Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 36, (936).
HAYVANİ OLMAYAN MEKRUH YİYECEKLER
3897 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim sarımsak veya soğan yerse bizden uzak dursun -veya mescidimizden uzak dursun- evinde otursun."
Bazan Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a içerisinde yeşil sebzeler bulunan tencere getirilirdi de onda koku bulur ve (ne olduğunu) sorardı. Kendisine sebze nev'inden ne olduğu haber verilince, tencereyi, beraberindeki arkadışlarından birini göstererek ona vermelerini söylerdi. Aleyhissalatu vesselam, onun yemekten çekindiğini görünce:
"Sen bana bakma, ye! Zira ben senin gibi değilim, senin konuşmadığın (meleklerle) konuşuyorum" derdi."
Buhari, Et'ime 49, salat 160, İ'tisam 24; Müslim, Mesacid 73, (564); Ebu Davud, Et'ime 41, (3822); Tirmizi, Et'ime 13, (1807); Nesai, Mesacid 16, (2, 43).
3898 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Biz çiğ olarak sarımsak yemekten yasaklandık."
Ebu Davud, Et'ime 41, (3828); Tirmizi, Et'ime 14, (1809).
3899 - Ebu Ziyad Hıyâr İbnu Seleme anlatıyor: " Hz. Aişe radıyallahu anha'ya soğan hususunda sordum. Şu cevabı verdi: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın en son yediği yemekte soğan vardı."
Ebu Davud, Et'ime 41, (3829).
YABANCILARIN YEMEĞİ
3900 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kimse kardeşinin hayvanını, iznini almadan sağmasın. Sizden kim, odasına başkalarının girip hazinelerini kırmasından, yiyeceklerini saçıp dağıtmasından hoşlanır? Tıpkı bunun gibi, hayvanlarının memeleri de onlar için yiyeceklerinin hazineleri durumundadır. Öyleyse kimse izin almadan başkasının hayvanını sağmasın."
Buhari, Lukata 8; Müslim, Lukata 13, (1726); Muvatta, İsti'zan 17, (2, 971); Ebu Davud, Cihad 95, (2623).
3901 - Semüre İbnu Cündüb radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Biriniz bir sürüye uğradığınızda, sahibi başında ise izin alsın, izin verirse süt sağıp içsin, sahibi orada yoksa, üç sefer seslensin, cevap verirse izin istesin, cevap vermezse sağsın ve içsin."
Ebu Davud, Cihad 93, (2619); Tirmizi, Büyü 60, (1296).
3902 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim bir bahçeye girerse (meyvesinden) yesin. Ancak beraberinde götürmesin."
Tirmizi, Büyü 54, (1287).
3903 - Râfi İbnu Amr radıyallahu anh anlatıyor: "Ben (küçükken) Ensar'ın hurmalarını taşlıyordum. Beni yakalayıp Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a götürdüler.
"Ey Râfi' niye başkasının hurmalarını taşlıyorsun?" dedi.
"Açlık sebebiyle ey Allah'ın Resûlü!" dedim.
"Taşlama, kendiliğinden (dibine) düşeni ye!" (deyip) başımı okşadı ve:
"Allah seni (hurmaya) doyursun ve suya kandırsın!" buyurdu."
Tirmizi, Büyü 54, (1288); Ebu Davud, Cihad 94, (2622); İbnu Mace, Ticarat 67, (2299).
3904 - Abbâd İbnu Şurahbil anlatıyor: "Kıtlığa uğradım. Bunun üzerine Medine bahçelerinden birine girdim. Başak ovup hem yedim hem de torbama aldım. Derken sahibi gelip beni yakaladı, dövdü, torbamı elimden aldı ve beni Resûlullah'a getirdi. Durumu ona anlattı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm mal sahibine: "Cahilken öğretmedin, açken de doyurmadın!" dedi. Sonra emri üzerine, torbamı saldı. (Sonra Resûlullah) bana bir veya yarım sa' miktarında yiyecek verdi."
Ebu Davud, Cihad 93, (2620, 2621); Nesai, Kudat 20, (8, 240); İbnu Mace, Ticarat 67, (2298).
HARAM YİYECEKLER
3905 - Ebu Sa'lebe el-Huşeni radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm vahşi hayvanlardan kesici diş (köpek dişi) taşıyanların hepsini yasakladı."
Müslim, Ebu Davud ve Nesai, İbnu Abbas'tan gelen bir rivayette şu ziyadeyi kaydederler: "Her bir pençe sahibi kuşu da..."
Buhari, Zebaih, 29; Müslim, sayd 12-16 (1932, 1933); Tirmizi, Et'ime 1, (1477, 1478, 1479); Ebu Davud, Et'ime 33, (3802, 3803, 3805); İbnu Mace, Sayd 13, (3232, 3234); Nesai, Sayd 30, 31, (7, 202, 204).
3906 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Cahiliye halkı, bir çok şeyi (helal addedip) yiyor, birçoğunu da pis addederek yemiyordu. Allah Teâla hazretleri Resûlünü gönderdi, kitabını indirdi, helalini helal, haramını da haram kıldı. Helal kıldığı helaldir, haram kıldığı da haramdır, sükut buyurduğu da aff (edilmiş)dir."
İbnu Abbas, sonra şu ayet-i kerimeyi okudu: "(Ey Muhammad!) De ki:
"Bana vahyolunanda, leş, akıatılmış kan, domuz eti, -ki pistir- ve günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum. Fakat darda kalan, -başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere-bunlardan da yiyebilir. Doğrusu Rabbin bağışlar ve merhamet eder" (En'am 145)
Ebu Davud, Et'ime 31, (3800).
3907 - Kabisa İbnu Hülb babası radıyallahu anh'tan anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir adamın şöyle sorduğunu işittim: "Bazı yiyecekler var, onları yemekte zorluk çekiyor, (günah mıdır diye korkuyorum)?"
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da cevaben: "İçinde hiç bir şey sıkıntı olmasın, aksi halde hristiyanlara benzersin."
Ebu Davud, Et'ime 24, (3784); Tirmizi, Siyer 16, (1565).
3908 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Vahşilerden, kesici dişi olan her bir hayvanın yenmesi haramdır."
Müslim, Sayd 15, (1933); Muvatta, sayd 14, (2, 496); Tirmizi, Sayd 3, (1479); Nesai, sayd 28, (7, 200).
3909 - Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: "...vahşilerden kesici dişi olan her bir hayvanın, ve pençesi olan her bir kuşun yenmesini yasakladı."
Ebu Davud, Et'ime 33, (3802); Buhari, Sayd 29, Tıbb 57; Müslim, Sayd 12, (1932); Muvatta, Sayd 13, (2, 496); Nesai, Sayd 28, (7, 201).
3910 - Halid İbnu'l-Velid radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, at, katır ve eşek etini yemeyi yasakladı."
3911 - Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde şöyle denir: "Hayber fethi sırasında gazvede, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte ben de vardım. Bir grup yahudi, Aleyhissalatu vesselam'a gelerek, askerlerin ahırlarına hücum ederek (mallarını yağmalamalarından) şikayet ettiler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bunun üzerine (müslümanlara yönelerek): "(Olamaz!) anlaşma yapılan kimselerin malı onların izni olmadan helal değildir. Ayrıca size ehli eşekler, onların atları, katırları, vahşi hayvanlardan herbir kesici dişi olan, kuşlardan da herbir pençeleri olan haramdır!" buyurdular."
Ebu Davud, Et'ime 26, (3790), 33, Nesai, Sayd 30, (7, 202).
RESÛLULLAH VE ASHABININ YEDİĞİ YEMEKLER VE ONLARIN MEDHİ
3912 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ailesine katık sormuştu. "Yanımızda sirkeden başka bir şey yok!" dediler. Aleyhissalatu vesselam onu istedi ve gelince yemeye başladı. Hem yiyor, hem de: "Sirke ne iyi katık! Sirke ne iyi katır! Sirke ne iyi katık!" diyordu."
Müslim, Eşribe 166, (2052); Ebu Davud, Et'ime 40, (3820, 3821); Tirmizi, Et'ime 35, (1843); Nesai, Eyman 21, (7, 14).
3913 - Hz. Ömer ve Ebu Esid radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Zeytinyağını yeyin ve onunla yağlanın. Zira o, mübarek bir ağaçtandır."
Tirmizi, Et'ime 43, (1852, 1853).
3914 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Bir terzi, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı onun adına hazırladığı bir yemeğe davet etti. Beraberinde ben de gittim. (Ev sahibi sofraya) arpa ekmeği, içerisinde kabak bulunan bir çorba ve kadid (kurutulmuş et) getirdi. Ben, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın tabağın etrafından kabağı araştırdığını gördüm. O günden beri kabağı sevmeye devam ediyorum."
Buhari, Et'ime 33, 4, 25, 35, 36, 37, 38, Büyü 30; Müslim, Eşribe 144, (2041); Muvatta, Nikah 51, (2, 546, 547); Ebu Davud, Et'ime 22, (3782); Tirmizi, Et'ime 42, (1850, 1851).
3915 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Tebük'te Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a hrıstiyanların yaptığı peynir (kalıbı) getirilmişti. Bir bıçak istedi. Besmele çekip kesti ve yedi."
Ebu Davud, Et'ime 39, (3819).
3916 - Yusuf İbnu Abdillah İbni Selam radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bir miktar arpa (ekmeği) aldı. Üzerine bir hurma koydu ve: "Bu şuna katıktır!" buyurdu."
Ebu Davud, Et'ime 42, (3830).
3917 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kavunu taze hurma ile yer ve: "Bunun hararetini şunun serinliğiyle, şunun serinliğini de bunun hararetiyle kırıyoruz!" buyurdu."
Tirmizi, Et'ime 36, (1844); Ebu Davud, Et'ime 45, (3836).
3918 - Sahiheyn ve Ebu Davud'da, Abdullah İbnu Ca'fer radıyallahu anhüma'nın şöyle dediği gelmiştir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı salatalıkla birlikte taze hurma yerken gördüm."
Buhari, Et'ime 39, 45, 47; Müslim, Eşribe 147, (2043); Ebu Davud, Et'ime 45, (3835); Tirmizi, Et'ime 37, (1845).
3919 - Ebu Davud, Hz. Aişe radıyallahu anha'dan şunu kaydeder: "Annem, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la evleneceğim zaman beni şişmanlatmak istedi. Ancak bana hurma ile birlikte salatalık yedirinceye kadar arzu ettiği diğer şeylerden (ilaçlardan) hiçbirine icabet edemedim. O ikisinden (muntazaman yemeye devam edince) güzel bir şişmanlık kazandım."
Ebu Davud, Tıbb 20, (3903); İbnu Mace, Et'ime 37, (3324).
3920 - Büsr es-Sülemi'nin iki oğlu radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yanımıza girdi. Biz kendilerine tereyağı ve hurma ikram ettik. Aleyhissalatu vesselam yağla hurmayı severdi."
Ebu Davud, Et'ime 45, (3837); İbnu Mace, Et'ime 43, (3334).
3921 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm helva ve balı severdi."
Tirmizi, Et'ime 29, (1832).
3922 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın en çok sevdiği yiyecek ekmekten yapılan tirid ve hays'dan yapılan tirid idi."
Ebu Davud, Et'ime 23, (3783).
3923 - Abdullah el-Müzeni radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Biriniz et satın alınca suyunu biraz fazla kılsın. (Yemek sırasında) yiyenlerin çokluğu sebebiyle ete rastlamayıp suya rastlasa (bu ona yeterlidir), zira su da, iki etten biri olmuştur."
Tirmizi, Et7ime 30, (1833, 1834).
3924 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: " Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir et parçası getirilmişti. Kendisine bunun bud kısmı sunuldu. Aleyhissalatu vesselam budu severdi. Bu bud gelince hemen ondan ısırarak yedi."
Tirmizi, Et'ime 34, (1838); İbnu Mace, Et'ime 28, (3307); Buhari, Enbiya 3, Tefsir, İsra 5; Müslim, İman 327.
3925 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Koyunun ön budu Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın hoşuna giderdi. (Bir defasında) ön buda zehir konuldu. Bu zehiri yahudilerin koyduğu görüşündeydi."
Ebu Davud, Et'ime 21, (3781); Buhari, Megazi 41, Hıbe 28; Müslim, Selam 45, (2190); İbnu Mace, Tıb 45, (3546).
3926 - Sehl İbnu Sa'd radıyallahu anh anlatıyor: "Biz cuma günü olunca sevinirdik. Çünkü bizim yaşlı bir kadın akrabamız vardı. Pazı kökü bulur, tencereye koyar, üzerine de arpa öğütüp ilavede bulunurdu. Vallahi, bunun içinde ne kuyruk yağı ne de iç yağı olurdu. Cuma namazını kıldık mı, mescidden ayrılır, o ihtiyar kadına selam verip hanesine girerdik. O da mezkur yemeği önümüze koyardı. İşte bu sebeple biz cuma olunca sevinirdik."
Buhari, Et'ime 17, Cuma 40, 41, Hars 21, İsti'zan 16, 39; Müslim, Cuma 30, 32, (859, 860).
3927 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la birlikte Merri'z-Zahran'da erak ağacının kebâs denilen meyvesinden topladığımızı hatırlıyorum. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm o zaman bize: "Siyahlarını toplayın, onlar daha iyidir!" tavsiyesinde bulunmuştu. Ben kendilerinden "Siz koyun da güttünüz mü?" diye sordum. "Hiç koyun gütmeyen peygamber var mı?" cevabında bulundu."
Buhari, Et'ime 50, Enbiya 29; Müslim, Eşribe 163, (2050).
YEMEK YEDİRME
6917 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Selamı yaygınlaştırın, yemek yedirin, Allah Teâla hazretlerinin size emrettiği şekilde kardeşler olun!"
BİR KİŞİLİK YEMEK İKİ KİŞİYE YETER
6918 - Ömer İbnu'l-Hattab radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Muhakkak ki bir kişilik yemek iki kişiye yeter, iki kişilik yemek de üç ve dört kişiye yeter. Dört kişilik yemek de beş-altı kişiye yeter."
YEMEK SIRASINDA ELİ YIKAMA
6919 - Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim, evinin hayır ve bereketini Allah Teâla hazretlerinin artırmasını diliyorsa, yemeğe otururken ve yemekten kalkarken ellerini yıkasın."
6920 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm helâdan çıkmışlardı. Bu esnada bir yemek getirildi. Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Size abdest suyu getirmeyeyim mi?" dedi. Efendimiz: "Namaz mı kılacağım ki, (şimdilik gerek yok)" buyurdular."
DAYANARAK YEMEK
6921 - Abdullah İbnu Büsr radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir koyun (parçası) hediye etmiştim. Aleyhissâlatu vesselâm onu yemek üzere, dizlerinin üzerine oturdu. Bir bedevî: "Bu ne biçim oturuştur?"dedi. Resülullah: "Allah beni mütevazi bir kul olarak yarattı, kibirli, kasılan biri yapmadı" diye cevap verdi."
YEMEK SIRASINDA BESMELE
6922 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm (bir defasında) Ashabından altı kişiyle beraber yemek yiyordu. Bir bedevi gelerek (hazır) yemeği iki lokmada ye(yip bitir)di. Resulullah aleyhissalâtu vesselâm: "Eğer bu (müsafir) "Bismillah" deseydi, (yemek) hepinize yeterdi. Öyleyse biriniz yemek yediği vakit "Bismillah" desin: Yemeğin başında "Bismillah" demeyi unutacak olursa, (hatırlayınca) "Bismillahi fi evvelihi ve âhirihi (başında da sonunda da bismillah)" desin!" buyurdular."
SAĞ ELLE YEMEK
6923 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Herbiriniz sağ eliyle yesin, sağ eliyle içsin, sağ eliyle alsın, sağ eliyle versin. Zira şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer, sol eliyle verir, sol eliyle alır" buyurdular."
KENDİ ÖNÜNDEN YEMEK
6924 - İlbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sofra konulunca, herkes kendi önünden yesin, sofra arkadaşının önünden almasın."
TİRİTİ YEMEYE YANLARDAN BAŞLAMALI
6925 - Vâsile İbnu'l-Eskâ el-Leysî radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, tirit (tabağın)ın ortasına elini koyup: "Bismillah diyerek etrafından (kendinize yakın yerinden) yiyin, orta kısmını bırakın. Zira yemeğe bereket ortasından gelir" buyurdular."
YEMEKTEN HİZMETÇİYE DE İKRAM
6926 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Birinize, hizmetçisi, (hazırlamak için) zahmetini ve hararetini çektiği bir yemek getirdiği vakit, onu da çağırsın ve kendisiyle beraber o da yesin. Eğer bunu yapmazsa, hiç olsun bir lokma alıp eline koysun."
YEMEĞİN BAŞINDAN KALKILMAZ
6927 - Hz. Aişe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sofra kaldırılıncaya kadar yemeğin başından kalkılmasını yasakladı."
6928 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sofra kuruldumu, hiç kimse sofra toplanıncaya kadar yemekten kalkmasın. Doysa bile, herkes bırakmadan, yemekten elini çekmesin, yemeye devam etsin. Zira kişi (erken çekilirse) arkadaşını mahçup eder, o da bırakır. Halbuki arkadaşının daha yemeye ihtiyacı vardır."
YEMEĞE BUYUR ETME
6929 - Esmâ Bintu Yezîd radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir yemek getirilmişti. Bize de teklif edildi. "İştihamız yok" dedik. Aleyhissalâtu vesselâm: "Açlıkla yalanı birleştirmeyiniz" buyurdular."
MESCİDDE YEMEK
6930 - Abdullah İbnu'I-Hâris İbnu Cez ez-Zübeydî radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm zamanında mescidde ekmek ve et yerdik."
KABAK
6931 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Annem Ümmü Süleym Resulullah aleyhissalâtu vesselâm'a benimle bir sepet taze hurma gönderdi ama evinde bulamadım. Bana bir azadlısının kendisi için hazırladığı bir yemeğe çağrıldığını, oraya gittiğini söylediler. Yanına ben de gittim. Yemeğini yemekte idi. Aleyhissalâtu vesselâm kendisiyle beraber yemem için beni de çağırdı."
Enes devamla der ki: "(Ev sahibi) etli ve kabaklı bir tirid hazırlamıştı. Meğer Aleyhissalâtu vesselâm kabağı severmiş. Ben (bunu görünce) kabağı toplayıp Aleyhissalâtu vesselâm'ın önüne yakın bırakmaya başladım. Yemeği yediğimiz zaman Aleyhissalâtu vesselâm evine döndü. (Ben de hurma) sepetini önüne sürdüm. Resülullah hurmayı yemeye ve taksim etmeye başladı, sepetteki hurmayı böylece bitirdi."
6932 - Câbir (İbnu Târik) radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın evinde huzurlarına çıktım. Yanında şu kabak vardı. "Bu nedir?"diye sordum. "Bu kabaktır, biz bununla yemeğimizi artırıyoruz" buyurdular."
ET YEMEĞİ
6933 - Ebu'd Derdâ radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Dünya ve cennet ehlinin yemeklerinin efendisi ettir."
6934 - Ebu'd-Derdâ radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm davet edildiği her yemeğe mutlaka icabet etti. Bir et hediye getirildiği zaman da mutlaka kabul buyurdu."
ETİN EN GÜZEL TARAFI
6935 - Abdullah İbnu Cafer radıyallahu anh, İbnu'z-Zübeyr ve bir grup için boğazladığı bir deveyi ikram ettiği sırada İbnu'z-Zübeyr'e rivayet ettiğine göre: "Bir defasında ashab Aleyhissalâtu vesselâm'a etyemeği sunarlarken kendisi Efendimizden şöyle söylediğini işitmiştir: "Etin en güzeli (hayvanın) sırt etidir."
6936 - Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın önünden kebap artığı hiç kaldırılmadı ve beraberinde tüylü yaygı taşınılmadı."
6937 - Abdullah İbnu'l-Hâris İbnu'l-Cez'ez-Zübeydî radıyallahu anh anlatıyor: "(Bir gün) biz, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'la birlikte mescidde kızartılmış bir parça et yedik. Sonra ellerimizi çakıllarla silip abdest almadan namaza durduk."
KADİD YANi GÜNEŞTE KURUTULMUŞ ET
6938 - Ebu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "(Bir gün) Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir adam gelmişti. (Bir müddet) Efendimizle konuştu. Bu sırada adamcağız (duyduğu korkudan) omuzları titremeye başladı. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselam adama: "Sakin ol! Ben bir kral değilim, ben kadîd (güneşte kurutulmuş et) yiyen bir kadının oğluyum" buyurdular."
TUZ
6939 - Hz. Enes İbnu Malik radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm: "Katığınızın efendisi tuzdur" buyurdular.
ZEYTİNYAĞI
6940 - Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: "Zeytinyağını yiyin ve onu (bedeninize) sürünün. Çünkü o, mübarektir."
SÜT
6941 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, kendisine süt sunulduğu vakit: "(Süt) bir berekettir" veya "(Süt) iki berekettir" derdi."
KURU HURMA
6942 - Ubeydullah İbnu Ali İbni Ebi Râfi'în nenesi -ve Ebu Rafi'in karısı- Selma radıyallahu radıyallahu anhüm anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "İçerisinde kuru hurma olmayan bir ev, içerisinde yiyecek maddesi olmayan bir ev gibidir."
YAŞ HURMAYI KURU HURMAYLA YEMEK
6943 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Yaş hurmayı kuru hurmayla birlikte yiyin. Eski hurmayı yeni hurmayla beraber yiyin. Zira şeytan (böyle yapmanıza) kızar ve: "Ademoğlu, eskiyi yeni ile beraber yiyecek kadar (hayatta) kaldı" der."
6944 - Hz. Ebu Bekr'in azadlısı Sa'd radıyallahu anhüma ki bu Sa'd "Resûlullah aleyhissalatu vesselâm'a hizmet ediyordu ve Aleyhissalatu vesseIâm onun hizmetini beğeniyordu- anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm hurma yerken (açgözlülükle) ikrân yapmayı (ikişer ikişer yemeyi) yasakladı."
HAS UNDAN YAPILAN EKMEK
6945 - Ebu Hâzım anlatıyor: "Ben Sehl İbnu Sa'd radıyallahu anh'a: "Sen has undan yapılmış beyaz ekmek gördün mü?" diye sormuştum. Sehl: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm vefat edinceye kadar, beyaz ekmek görmedim" dedi. Ben tekrar: "Resülullah zamanında ashabın eleği var mıydı?" dedim. "Aleyhissalâtu vesselâm vefat edinceye kadar elek görmedim" dedi. "Öyleyse elenmemiş arpa ekmeğini nasıl yiyordunuz?" dedim. "Biz onu üflerdik, içindeki kepekten uçan uçardı. Kalan (kepek)leri de su ile yumuşatıp yoğururduk" cevabını verdi."
6946 - Ümmi Eymen radıyallahu anhâ'nın anlattığına göre: "Kendisi bir unu eleyip ondan Aleyhissalâtu vesselâm için ekmek yapmıştır. Resülullah: "Bu nedir?" diye sormuş, o da: "Bu bizim diyarda yaptığımız bir yiyecektir. Ben ondan sizin için bir ekmek yapmak arzu ettim" demiştir. Aleyhissalâtu vesselam da: "Şu eleyip ayırdığın kepeği, öbürüne (un kısmına) geri kat, sonra yoğur (ve ekmek yap)" buyurmuştur."
YUFKA EKMEK
6947 - Atâ anlatıyor: "Ebu Hureyre radıyallahu anh (bir ara) kavmini ziyaret etmişti. -Râvi der ki: "Köyü de zannedersem Yuna idi- Köylüler kendisine evvelkilerin yufka ekmeğinden bir yufka getirmişlerdi. Ebu Hureyre ekmeği görünce ağladı ve "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm şu (lüks) ekmeği gözleriyle hiç görmedi" dedi."
FÂLÜZEC (BAL HELVASI)
6948 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Fâlüzeci ilk işitmem şöyle oldu: "Cebrail aleyhisselâm Resülullah'a gelip: "Ümmetine yeryüzü açılacak. O zaman onlara dünyalık bol bol akacak. Öylesine akacak kifâlüzec bile yiyecekler" dedi. Bunun zerine Aleyhissalâtu vesselâm: "Fâlüzec nedir?" diye sormuş, Cebrail aleyhisselâm: "Yağ ve balı karıştırıp yapılan helva" diye açıklamıştır. Resülullah bu haber karşısında hıçkıra hıçkıra ağlamıştır."
ARPA EKMEĞİ
6949 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm yün (elbise) giydi, yamalı papuç giydi." Enes şunu da ilave etti: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm 'beşi ' yemeği yedi ve sert elbise giydi."
(Enes'in râvisi) Hasen'e soruldu: "Beşi' dediğin yemek nedir?" O şu cevabı verdi: "Arpanın iri öğütülmüşüdür, ağızdaki lokmayı kişi, ancak bir yudum su ile yutabilirdi."
İKTİSATLI YEMEK
6950 - Atiyye İbnu Âmir el-Cüheni radıyallahu anh anlatıyor: "Selman radıyallahu anh, yemek yerken, biraz daha yemesi için ısrar edilince şöyle demişti: "(Yediğim miktar) bana yeter. Zira ben Aleyhissalâtu vesselâm'ı işittim. Buyurmuşlardı ki: "Dünyada insanların doyasıya en çok yiyeni, Kıyamet günü açlığı en uzun olacaktır."
6951 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Her iştiha duyduğunu yemen israftandır."
EKMEK ATILMAZ
6952 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselam hücreme girmişlerdi. Atılmış bir ekmek parçası gördüler. Hemen onu alıp silerek yediler ve: "Ey Aişe! Kerim olana ikram et! (Yani kıymetli olan ekmeğe hürmet et!) Zira şu ekmek, bir kavme nefret edip kaçmışsa bir daha dönmemiştir" buyurdular."
AÇLIKTAN ALLAH'A SIĞINMAK
6953 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allahım, açlıktan sana sığınırım. Çünkü o, en kötü yatak arkadaşıdır. Hıyanetten de sana sığınırım. Çünkü o, çok kötü iç duygusudur."
AKŞAM YEMEĞİNİ BIRAKMAYIN
6954 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: "Akşam yemeğini bırakmayın, bir avuç hurma ile de olsa akşamı yiyin. Çünkü akşamın terki insana (erken) ihtiyarlık getirir."
MİSAFİR EDİNME
6955 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Hayır, misafir ağırlanan eve, bıçağın deve hörgücüne ulaşmasından daha hızlı ulaşır."
6956 - İbnu Abbâs radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Hayır, içerisinde yemek yenen eve, bıçağın deve hörgücüne ulaşmasından daha hızlı ulaşır."
6957 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Adamın misafirini kapıya kadar uğurlaması sünnettendir."
ETLE YAĞI YEMEKTE BİRLEŞTİRME
6958 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Babam Ömer yanıma girmişti. Ben o sırada sofradaydım. Sofranın başında kendisine yer açtık. (Babam oturdu ve:) "Bismillah" dedi. Sonra elini yemeğe vurup bir lokma aldı. Sonra bir lokma daha alarak ikiledi. Sonra da: "Ben bu yemekte bir yağ tadı aldım. Bu, etin yağının tadı değildir" dedi. Ben: "Ey mü'minlerin emîri! Ben semiz et almak için çarşıya çıkmıştım. Pek pahalı buldum. Bunun üzerine, bir dirhemlik zayıf et aldım. Ona bir dirhemlik de yağ ilave ettim. Böylece bütün aile fertlerinin kemiklerden faydalanmasını arzu ettim" dedim. (Babam) Ömer dedi ki: "Bu iki şey, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın sofrasında asla biraraya gelmediler. Efendimiz birini yediyse diğerini tasadduk etti."
Ben: "AI! ey mü'minlerin emîri. Ben bir kere yapmış bulundum. Bundan böyle bu iki şey benim soframda da asla beraber bulunmayacak!" dedim. Babam yine de: "Hayır! Ben bunu yapamam!" dedi (ve yemedi)."
SOĞAN
6959 - Ukbe İbnu Âmir el-Cühenî radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm ashabına: "Soğan yemeyin!" dedi. Arkadan gizli (yani alçak sesli) bir kelime ile "çiğ" demiştir."
MEYVELER
6960 - Nu'man İbnu Beşîr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a Taiften üzüm hediye gelmişti. Beni çağırıp: "Şu salkımı al anana götür!" dedi. Aldım, ama anneme ulaştırmazdan önce yiyip bitirdim. Birkaç gece sonra karşılaşmıştık. Bana: "Salkımı ne yaptın, annene götürdün mü?" dedi. "Hayır!" dedim. Bunun üzerine beni Guder (vefasız) diye tesmiye buyurdu."
6961 - Talha radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına girmiştim. Elinde ayva vardı. Bana: "Ey Talha! Şunu al, (ye)! Çünkü bu, kalbe rahatlık verir" buyurdular."